Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
RENKLER n SESLER n HARFLER AYTÜL AKAL n NİLAY YILMAZ n ÇİĞDEM GÜNDEŞ n MAVİSEL YENER n MUSTAFA DELİOĞLU Dört Kozalak / Karin Karakaşlı / Günışığı Kitaplığı / 2014 / 159 s. 14+ Günışığı Kitaplığı’nın yayına hazırladığı Köprü Kitaplar Dizisi’nde bu kez Dört Kozalak var. Editörlüğünü Semih Gümüş’ün yaptığı dizi gençlere edebiyat beğenisi kazandırırken onların dile getiremediği pek çok soruna da değiniyor. Bir anlamda tercüman oluyor. Tıpkı Dört Kozalak’da olduğu gibi. Emre, Kumru, Mari ve Şerzan, birbirinden hem sosyokültürel anlamda hem kişisel anlamda çok farklı dört genç. Yakın gelecekteki “görünen” hedefleri üniversite sınavı. Hem genç olup hem günlerini hatta yıllarını test kitaplarına gömülerek geçirmek ne zor! Aşkı, arkadaşlığı, dünyayı hele kendini tanımak dururken… Ama bu dört genç şanslı; Osman ve Umut adlı iki öğretmenleri var. Özel ders veren bu iki adam sadece sınavla değil çocukların her şeyiyle ilgileniyor. Osman ve Umut öğretmen için önemli olan sınavdan önce “sınav kaygısı” ile mücadele etmek ve bu kıyasıya savaşımdan başarıyla çıkmak. İlk başlarda çocuklar çekingen ve önyargılı davransa da Osman ve Umut sayesinde yavaş yavaş açılıyor, birbirlerine ısınıyorlar. Osman, onlara birer kozalak veriyor. Kendilerine, “özel ve umut dolu birer köşe” hazırlamaları için. Baktıkça onları mutlu edecek anılarla dolu… Her şey güllük gülistanlık gitmiyor elbet, bir yandan sınav hazırlıkları sürerken öte yandan hayat akıyor, hastalıklar, kayıplar, ayrılıklar ve ne iyi ki aşk… Roman ilerledikçe Osman öğretmeni de tanıyoruz. Onun da kırgınlıkları, kırıklıkları, kızgınlıkları var. O da büyük hatalar yapmış. Her seferinde ayağa kalkmış mı? Onu ve gençlerin zaman zaman eğlenerek zaman zaman ağlayıp kavga ederek geçirdikleri bu sürece ve sonuçlarına tanık olmak size de yeni pencereler açabilir. Gerçi her şey bu sıcacık romanda olduğu gibi kolay değil, düğümlerimiz bu denli kolay çözülse keşke, keşke kendimizi ve çevremizdekileri bu kadar iyi tanısak, bu kadar çabuk ve çok sevsek, hemen bağlanıversek, bir sözcükle affediversek her ne olduysa… Neyse ki gençler var, hayat dolu, umut dolu çünkü tıpkı her biri birer kozalak olan, içinde yeni umutlar, yeni canlar taşıyan… İyi okumalar. Hayır Hayır Bana Ne! / MarieIsabelle Callier / Resimleyen: Annick Masson / Çeviren: Acar Erdoğan / Mavibulut Yayıncılık / 2014 / 26 s. / 5+ Dünyalar tatlısı bir kız Selin, şarkı söylemeyi, dans etmeyi, oyun oynamayı çok seviyor. Tüm çocuklar gibi… Ama onu yaşıtlarından ayıran bir huyu var; ne olursa olsun her şeye “Hayır!” diyor. Ne oyuncaklarını toplamak istiyor ne yemek yemek. Hele annesi bir şey istemesin ya da bir öneride bulunmasın, Selin’in yanıtı belli; “Hayır!”. Aslında Selin de bilmiyor neden her şeye hayır dediğini. Annesi de çaresizlikle çözmeye çalışıyor bu durumu ama bir türlü başaramıyor. Ancak Selin, bir gün öyle bir şey söylüyor ki annesine, çok üzülüyor kadın ve Selin’i elinden tuttuğu gibi dışarıya çıkarıyor. Elinde de Selin’in eşyalarını koyduğu bir çanta. Yoo! Sakın onu sokağa bıraktığını KİTAPÇI M. YENER, A. AKAL, N. YILMAZ, Ç. GÜNDEŞ sanmayın ya da uzak bir yere götürdüğünü. Tam tersine Selin’in çok memnun olacağı bir yere gidiyorlar. Öyle ki Selin gün boyu mutluluktan uçuyor. Ama birden… Sonrasını siz de merak ettiniz, değil mi? Çocuklar büyürken bir dönem nedense her şeye karşı çıkar. Kendilerini kanıtlamak, birey olduklarını vurgulamak için sergiledikleri bir tavırdır bu. Ama “Bu kadar da olmaz!” deriz zaman zaman. Selin’in annesinin bulduğu çözüm çok akılcı ve sevimli. Selin’i cezalandırmaya değil yaptığının farkına varmasına yönelik bir çözüm. Kalın kuşe kâğıda, büyük boy basılan, sert kapaklı kitabın resimleri bir harika! Selin’in o denli şirin ki insan uzanıp kucaklamak istiyor. Çevirinin özeni ve akıcılığı da kocaman bir teşekkürü hak ediyor. Kuşları Dökülmesin Ağaçların / Aysel Ekiz / Resimler: Derin Erçetin, Nehir Erçetin / Güncel Sanat / 64 s. / 2014 / 8+ Eğitimci Aysel Ekiz’in kaleme aldığı şiirler Mevlut Kaplan 2013 Çocuk Şiirleri Yarışması birinciliği almış. Kimi sayfada tembel bir kedi, kimisinde “on parmağında on marifet” bir rüzgâr, kimisinde de hüzün gözlü çocuklar el sallıyorlar okurlara. Şiiri çocuklara sevdirmek adına onları iyi şiirlerle buluşturmanın değerini bilen Ekiz’den tadımlık birkaç dize: “Kapıdan geçen/ her çocuğa rengârenk şekerler/ verdiğin için değil/ Yüzünden hiç eksilmeyen/ tatlı gülüşlerin için/ bizim şeker teyzemizdin sen.” Yengeç Prens / Italo Calvino / Resimleyen: Emmanuele Luzzati / Çeviren: Meryem Mine Çilingiroğlu / Yapı Kredi Yayınları / 2014 / 256 s. / 10+ Calvino, iki yıl boyunca topladığı toplam yirmi dokuz İtalyan masalını, Atlı Masallar, Deniz Masalları, Efsunlu Masallar, Efsunlu Hayvan Masalları, Efsunlu Eşya Masalları ve Efsunlu Kız Masalları başlıkları altında okurlara sunuyor. Masalların kimi kısmen tanıdık, kimi farklı. Sonuçta, ülkeden ülkeye, dilden dile dolaşan masallar, her ülkenin anlatıcılarının eklemeleriyle değişime uğrasa da, benzerlikler kaçınılmaz oluyor. Masallar, doğru ile yanlış arasında seçim yapmak ve kişisel gelişim için aklı ve bedensel gücü zorlayan türlü engellerle sınanan kahramanlarla dolu. Okurlar, kahramanlar aracılığıyla hayata dair birçok çıkarımda bulunabiliyor. Meraklı Şeker AliceMiranda Okulda / Jacqualine Harvey / Çeviren: Müge Atalay / Artemis Çocuk / 2014 / 274 s. / 912 AliceMiranda ile tanıştınız mı? O, henüz yedi yaşında küçük bir kız. Duyumlarımıza göre yazarı, bir sonraki kitabı üzerinde çalışıyormuş. Yatılı okullarda öğretmenlik yapan yazar, orada AliceMiranda’yı hatırlatan bir sürü kıza rastlamış. Gerçi kimse Alice gibi olamaz, o öylesine olağanüstü ki, sadece iletişimi güçlü olup insanlara yardım etmekte usta değil, bilgi ve kültür açısından da bir profesörün bilgisini aşacak yetkinliğe sahip. Ailesiyle dünyanın neredeyse her yerine gittiğinden, her müzeye girip çıktığından, her başkan ya da kralla tanıştığından, her bilgiyi hafızasında biriktirebildiğinden, bilmediği yok gibi. Eh, bu özelliğine iletişim becerisi de eklenirse, onun başaramayacağı bir şey olamaz gibi görünüyor. Nitekim, en genç öğrenci olarak WinchesterfieldDownsfordvale Terbiyeli Genç Hanımlar Akademisi’ne başladığında, okulda ters giden bir şeyler olduğunu hemen fark eder. Bahçevanın, ahçının, öğrencilerin ve on yıldır odasından çıkmayan ve hiçbir öğrencisine görünmeyen okul müdiresi Bayan Grimm’in sorunlarını yılmadan, ısrarcı ve kararlı kişiliği ile çözecektir. Kalın ama kolay okunan eğlenceli bir kitap… (Şaka, Alay ve Hazırcevaplarıyla) Yahya Kemal / Süleyman Bulut / Resimleyen: Mustafa Delioğlu / Can Çocuk / 2014 / 88 s. / 8+ Hiç kitap yayımlamadan Türkiye’nin en büyük şairlerinden biri olan şair kimdir diye sorulsa, bu ünlünün Yahya Kemal Beyatlı olduğunu çoğumuz bilemezdik. “Mısra benim haysiyetimdir,” diyen şair, 1918 yılında şiirleri Yeni Mecmua’da yayımlanmaya başladıktan itibaren, “Kelime sihirbazı” olarak anılmaya başlanmış. Bulut kitabın girişinde, Beyatlı’nın yaşam öyküsüyle ilgili “satırbaşı” olarak nitelediği kısa bilgileri aktarıp hemen ardından onun kişiliğinin yansıması sayılabilecek olan şakalarına, alaylarına ve hazırcevaplarına geçmiş. Her biri ince zekâ ürünü olan bu yanıtlar, Yahya Kemal’i ve onun yaşadığı dönemdeki sanatçı çevresini de tanıtıyor okurlarına. “İyi şiir uçar… Kâğıtta yazıldığı gibi kalmaz,” diyen şairin hemen hemen herkesin bildiği şakası, “Ankara’nın nesini beğendiği” ile ilgilidir. Ancak hiç bilmediğimiz ne çok nüktesi varmış üstadın... On sekiz farklı kaynaktan yararlanarak toplanan bu hazine kitabı kaçırmayın. Tadımlık bir tane: Yahya Kemal’e aşk konusunda ne düşündüğünü sorarlar. “Onu bana sormayınız,” der, “O mahiler ki derya içredir, deryayı bilmezler.” Çok Şiir Bir Salıncak / YazanResimleyen: Görkem Yeltan / Kırmızıkedi Çocuk / 2014 / 90 s. / 7+ Görkem Yeltan, ilk çocuk şiirleri kitabını kendi resimlemiş. Yapıtta yer alan şiirlerin her biri kısa bir öykü anlatıyor. Balıklar, sihirbazlar, köpekler, dinozorlar, kuşlar, hayaller, mutluluklar, umutlar ve nicesi saklı sayfalarda. İşte tadımlık dizeler: “Hayat güzel ufaklık / Büyüyünce de güzel inan/ Olduktan sonra sağlık/ Hep yeniden kurulacak dünyan/ Ama bana azıcık itimadın olursa/ Atma bu laflarımı yabana/ Bu anların tadını/ Unutma sakın kocaman bir adam olduğunda” (s. 57). Deyim Kartları3 / Resimleyen: Şebnem Aydın Gündüz / Redhouse Kidz / 2014/ 52 s. / 8+ Sadece çocuklar değil, yetişkinler bile bazı deyimleri akılda tutmakta zorlanırlar. Oysa, deyimler, dilimizin zenginliği. Resimlerle desteklenen bu kartlar, deyimleri hatırlamayı ve nerede kullanılacağını öğrenmeyi kolaylaştırıyor. Kartın önünde resimle görselleştirilen deyimin hangisi olduğunu bulamadıysanız, kartın arkasına bakın. Anlamı açıklandığı gibi nasıl kullanılacağı da cümle içinde örnekleniyor. Çocuklar, bu kartların ön yüzündeki resimleri gösterip arkadaşlarından deyimi bulmalarını isteyerek eğlenceli bir oyun kurabilirler. Jülyet’e Kardeş Geliyor / Sylvie Louis / Resimleyen: Louise Catherine Bergeron / Çeviren: Yalçın Varnalı / Yapı Kredi Yayınları / 2014 / 28 s. / 58 Kardeşi olacak bütün abla ve ağabeyler için ideal bir kitap. “Kaygı üzerine bir hikâye” başlığıyla tanımlanmış, ancak “kıskançlık” üzerine olduğu da söylenebilir. Ailede yeni bir bebek olduğunda, anne babanın ilgisi bebeğe çevrilir ve büyük kardeş kendisinin sevilmediğini düşünmeye başlar. Bu kaygılar yüzünden, kardeşini kıskanır ve mutsuz olur. Oysa anne ve babası onu da çok sevmektedir. Öykünün son sayfalarında anne babalara ve eğitimcilere, bu sorunun nasıl aşılabileceği üzerine bilgiler veriliyor. Önerilerden biri de şöyle: “Çocuğa, kardeşinden ötürü hoşnutsuzluk duymaya hakkı olduğu söylenirse, çocuk kardeşini her zaman sevmek zorunda olmadığını düşünür ve bu düşünce onu büyük ölçüde rahatlatır!” Bay Jaromir ve Çalınan Elmaslar (Bir Dedektiflik Hikâyesi) / Heinz Janisch / Resimleyen: Ute Krause / Çeviren: Genç Osman Yavaş / Can Çocuk / 2014 / 112 s. / 911 Serinin ilk kitabında, Bay Jaromir ile Lord Huber’in karşılaşmalarına tanık oluyoruz. Dedektif Lord Huber kendisine bir yardımcı aramaktadır ve başvuranlar arasında Bay Jaromir de vardır. Bay Jaromir, güne gazete okuyarak başlayan, akıllı bir köpek... Dedektif, yardımcısı olarak Bay Jaromir’i seçer ve ilk görevleri hemen başlar. Her yıl göl kenarındaki eski otelde, geçmişte balayını geçirdiği odada kalan yaşlı Danimarkalı kadının elmasları çalınmıştır. “Odanın kapısı kilitliydi, kasanın kapısı açık duruyordu. Demek birinde odanın anahtarı vardı, kasayı açmak için gereken şifreyi biliyordu…” Tren baş dakikaya kadar yedinci perondan kalkıyor. Siz de katılır mısınız bu maceraya? Acaba elmasları kim çaldı? n SAYFA 34 n 11 ARALIK 2014 C U M H U R İ Y E T K İ T A P S A Y I 1295

