Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
Evangelia Balta’dan “Karamanlıca” üzerine makaleler ‘Gerçi Rum İsek de Rumca Bilmez Türkçe Söyleriz’ Evangelia Balta adını Karamanlıca alanındaki çalışmalarından biliyoruz. Karamanlıca ya da açarak söylersek Grek Alfabesiyle Türkçe yazılmış edebiyat, Osmanlı topraklarında çok önceki yıllarda bu türde birçok roman yazılmasına karşın edebiyat tarihimizin ele alınmayan bir yanı olarak kalmış. Edebiyat tarihimiz 1872’de basılan Taaşşukı Tal’ât ve Fitnat adlı romanla başlatılır nedense. Evangelia Balta’nın “Gerçi Rum İsek de, Rumca Bilmez Türkçe Söyleriz” kitabı 1896’da basılmış bir şiirin ilk iki dizesinden alıyor adını. Kitap Anadolu tarihinin unutulmuş bir unsurunun ve bu unsurun yeniden hatırlanışının öyküsü. 1924’teki TürkYunan Zorunlu Nüfus Mübadelesi çerçevesinde, Ortodoks kilisesine bağlı oldukları için Yunanistan’a gönderilen, Türkçe konuşan Anadolu Rumları yani Karamanlılar ve onların kültürü, yarım yüzyıldan fazla ancak bir avuç uzmanla meraklının ilgisini çekebildi. Öncü araştırmacılar Yunanistan’daki Küçük Asya Araştırmaları Merkezi’nde, mübadillerle tek tek görüşerek kapsamlı bir sözlü tarih arşivi kurdu.1980’li yıllarda Karamanlılar ve Karamanlıca hem akademik hem de popüler ilgi görmeye başladı. Evangelia Balta, bilimsel yayınlarıyla bu ilginin büyümesine katkıda bulunanların başında geliyordu. Türkçede ilk kez toplu olarak basılan makaleleri Osmanlı, Türk ve Yunan tarihlerinin bu az bilinen unsurunun tarihine ışık tutuyor: Karamanlı yerleşimlerinin sicil defterlerindeki ev ev, dükkân dükkân dökümleri, buralarda yaşamış insanların dilinden ve kaleminden tanıklıklarla hayat buluyor. Karamanlıca yayınların satır araları modern bir toplumsal yapının ve ulusal bilincin şekillenmesinin araçları olarak okunuyor. Rumca, Yunanca ve Osmanlı Türkçesi kaynakların birbirini nasıl bütünleyerek tarihe ışık tutabileceği, örnek çalışmalarla gözler önüne seriliyor. Otuz beş yıldır bu alanda çalışan Evangelia Balta “Karamanlıca”yı bir bilim alanı olarak ortaya çıkarmış bir bilim insanı. Bu olağanüstü çalışmadan, Evangelia Balta’nın yazdığı “Sunuş” yazısını aktarıyoruz size. r Evangelia BALTA Bu kitapta derlenen makaleleri bir kelimeyle tanımlamak gerekirse, çeşitlilik sentezden daha uygun bir terim. Mart 2010’da bu kitabı oluşturacak makaleleri seçerken amacım, uzun yıllardır içinde olduğum Karamanlıca araştırmaları alanındaki farklı başlıklara dair en geniş yelpazeyi, Türkiye’de de gelecek vaat eden bu araştırma alanında çalışacaklara sunmaktı. Son on yıl içinde Türkçe konuşan Rum Ortodokslarla Karamanlıca kitapları üzerine yapılan akademik çalışmaların sayısı arttı. Bunlardan büyük bölümü eski ve yerleşik görüşleri sadece yeni birer zarf içinde sunarak Karamanlılar ile anayurtlarına dair mevcut bilgi birikimine ve kavramlara dişe dokunur bir katkıda bulunmazken küçük bir bölümü konuya farklı açılardan yaklaşıyor ya da Karamanlılar hakkında mutlak gerçek kabul edilenleri sorguluyor. Sadece Karamanlıca külliyat ve bu külliyatı ortaya çıkaran Ortodoks din adamları ve aydınlar ile Protestan misyonerler hakkındaki verileri daha güvenilir ve eksiksiz hale getirmenin yetmeyeceği, hem bağımsız Yunanistan’daki yayın hayatının hem de çağdaş Osmanlı milletlerinin edebi külliyatlarının Karamanlıcayla nasıl bir etkileşim içinde olduğunun da araştırılması gereği artık açık bir gerçek. Bu kitaptaki çalışmaların büyük bölümü arşiv malzemelerine dayanıyor. Küçük Asya Araştırmaları Merkezi arşivindeki kilise, cemaat ve okul defterleri bu arşivlerden biri. Bu defterler Anadolu’nun Türkçe konuşan Ortodokslarının hayatlarına dair en somut izlerdendir: Doğumlar, ölümler, vasiyetnameler ve hibelerin yanı sıra cemaat mülklerine dair muhasebe kayıtları da, cemaat okullarının ayakta tutulması için gösterilen özeni yansıtan kayıtlar da bu defterlerde yer alır. Artık yaşanılmayan ata toprağının yadigârları… Yunanistan’a gelen mübadiller kutsal kilise eşyalarının ve Lozan Antlaşması hükümleri uyarınca yanlarında getirmelerine izin verilen menkullerinin yanı sıra bu defterleri de yeni ülkelerine taşımışlardı. Makalelerin bazıları da Başbakanlık Osmanlı Arşivleri’ndeki malzemelerle yazılmıştır. Zenginliğinin farkında olduğum Karamanlıca yayınlara dair veri toplamaya yıllarımı verdiğimi belirtmek isterim. Hem Karamanlıca hem Ermeni harfli Türkçe olarak basılmış bazı eserler hakkındaki çalışmalarım Osmanlı Arşivleri’ne dayanıyor. Osmanlıca kaynaklar, Evangelinos Misailidis’in yayımladığı Kolera (Holera) risalesini çağdaşı olan Rumca ve Osmanlı Türkçesi muadilleriyle birlikte ele alacak zemini sundu. Bu küçük örnekler, sadece farklı Osmanlı milletleri arasındaki kültürel ilişkileri değil, genç Yunanistan Krallığı ile Osmanlı İmparatorluğu arasındakileri de gözler önüne seriyor. Bu örnekler, Karamanlıca Bibliyografyası’nın Osmanlı belgeleri de dikkate alınarak gözden geçirilip olabildiğince eksiksiz ve bütünleşik hale getirilmesi gereğini de giderek daha açıklıkla gözler önüne seriyor. Benzeri bir gereklilik hiç kuşkusuz Osmanlı Türkçesi, Ermenice, Ermeni harfli Türkçe, Ladino, İbranice ve İbrani harfli Türkçe ve tabii İstanbul’da basılmış Rumca/Yunanca yayınlar için de söz konusu. Karşılaştırmalı edebiyat ve dilbilim alanında bu konuyla ilgili yeni araştırmaların başlaması da umut verici: Gagavuzca külliyatı Karamanlıcayla dilbilimsel karşılaştırmalara konu oluyor, Karamanlıca roman çevirilerinin asıllarıyla karşılaştırmalı eleştirel okumaları yapılıyor. Bütün bu çalışmalar, doğru yolda olduğumuzun bir göstergesi – üstelik akademik camiada konuyla ilgilenenlerin sayısı arttıkça daha nitelikli çalışmalar da boy gösteriyor. Eldeki malzemeye yeni bakışlar getiren çalışmalar çoğalırken hâlâ bilinmeyen ya da varlığı bilinse de nüshalarına ulaşılamayan Karamanlıca kitapların, elyazmalarının, süreli yayın külliyatının tespit çalışmaları çeşitli göçmen derneklerinde, aile arşivlerinde, Türk ve Yunanlı koleksiyoncuların arşivlerinde, Gennadius Kütüphanesi’ndeki Eugène Dalleggio evrakı arasında ya da bilgi kırıntılarının bizi Kapadokya bölgesinde Ürgüp’e 5 km uzaklıktaki Sinasos’ta yer alan, bir kayanın içine oyulmuş Sarıca Kilisesi’nin önünde (üstte). Cunda’da bir meyhanede (sağda). yönlendirdiği başka yerlerde sürüp gidiyor. Bu tespit çalışmasının asli ve tek amacı bu belgelerin içeriklerini tasnif ederek erişilir hale gelmelerini sağlamak – bunun yolu da işbirliğinden, güç birliğinden ve bayrağı devralacak yeni insanlardan geçiyor. Karamanlıca Süreli Yayınlar başlığı altında toplanabilecek beş öncü çalışma bu yolda yürütülen çalışmaların bir göstergesidir. Sürüp giden ve gidecek çalışmalardan birinin de, arşiv belgeleriyle Küçük Asya Araştırmaları Merkezi’nde korunan mübadil tanıklıklarının birbirlerini bütünleyecek biçimde ele alınmaları olduğunu belirtmem gerek. Anadolu’da Karamanlılar, Yunanistan’da mübadiller olarak bilinen bu insanlara ait tanıklıkların yorumlanması, en az resmi arşivler kadar önem taşıyor. Küçük Asya Araştırmaları Merkezi’nde bulunan ve araştırmacıların el yazılarıyla kayda geçirdiği sözlü tarih belgeleri, Küçük Asya Felaketi’nden ve Nüfus Mübadelesi’nden kısa süre sonra göçmenlerin tecrübeleriyle tanıklıklarını sıcağı sıcağına tarihe not düşmüştür. Makalelerden biri, günümüzde Güzelyurt adıyla anılan Karvali/Gelveri kökenli göçmenlerin memleketlerinden göç yoluna düşüşlerinden, Kavala’ya birkaç kilometre mesafede bulunan ve günümüzde giderek kalkınan ve nüfusu artan Nea Karvali’deki yeni yurtlarına yerleşmelerine dair sözlü tanıklıkları ile Karvalili Kosma Çekmezoğlu’nun 19251930 döneminde Karamanlıca olarak yazıp yayımladığı göç destanını birlikte okuma imkânı sunuyor. Çekmezoğlu’nun dizeleri doğduğu topraklardan koparılarak yersiz yurtsuz kalan ve zorunlu Nüfus Mübadelesi denen feci yıkımın altında ezilirken bir yandan yepyeni topraklarda kök salıp hayatta kalma mücadelesi veren hemşerilerinin çektiği acıları yansıtır. Her iki tanıklık da bitmeyecek bir gurbete düşmüş Türkçe konuşan Anadolulu Rumların seslerini günümüze ulaştırır. Araştırmacıların kayda geçirdiği mübadil anıları da Çekmezoğlu’nun dizeleri de bu göç meselesinin tarihinin yazımı için çok fazla bilgi içermese de göçmen kimliğini oluşturan semboller ve tahayyüllerle göçmenlerin algılama biçimlerine dair mühim bilgiler sunar. Eugène Dalleggio’nun 1956 Ağustosu’nda Evia’daki mübadil yerleşimlerinde Karamanlıca kitaplar ararken tuttuğu saha notları da işte tam bu nedenle giriş bölümün ekinde yer alıyor. Bu notlar öncelikle Karamanlıca Bibliyografyası’nın hazırlanış sürecine dair eşsiz bir tanıklık. Göçmenlerin Anadolu’daki ata topraklarından gelirken kutsal yadigârlarmışçasına yanlarında getirip muhafaza ettikleri kitaplar için yapılan sistemli araştırmanın ayrıntılarını gözler önüne seriyor. İkinci olarak da Evia örneği üzerinden Küçük Asya Araştırmaları Merkezi’nin 19481964 döneminde yürüttüğü ve göçmen hafızasını kayda geçirmeyi amaçlayan SAYFA 30 n 11 ARALIK 2014 C U M H U R İ Y E T K İ T A P S A Y I 1295

