19 Haziran 2026 Cuma Türkçe Subscribe Login

Catalog

devasa projesini özlü biçimde tanıtıyor. KAAM için çalışan araştırmacılar, Halkida ve civar köylerdeki mübadil yerleşimlerinde art arda düzenledikleri saha çalışmalarıyla hem göçmenlerin hatırladıklarını kayda geçirerek, hem Türkçe konuşan Ortodoksların yazılı ve basılı edebiyat örneklerini derleyerek Türkiyat araştırmaları sahasına eşi benzeri olmayan bir katkıda bulunmuşlardır. Bu kitabı oluşturan makalelerin her biri farklı birer sebep ve saikin sonucu kaleme alınmışlardır; bundan dolayı da tarzları birbirlerinden epey farklıdır. Yine aynı sebepten her biri yazıldığı dönemin meseleleri etrafında şekillenmiş örneklerdir. Bu yüzden bu derlemede bile bağımsızlıklarını koruyorlar. Elbette ki eskiden yazılmış bu metinleri günümüzde yeniden yayımlamaya girişirken onları elden geçirerek olabildiğince zenginleştirmeye ve güncellemeye gayret ettim. Ama bu müdahalelerim onların ilk var oluş biçimlerinin kaybolmasına yol açmamalı, her makale yazıldığı dönemin ruhundan kopmadan kalmalıydı. İşte bu sebeple kitabın bölümleri arasındaki çeşitli tekrarları ya da çakışmaları gidermek gibi bir kaygım olmadı. Zira kitabın daha uyumlu bir bütün olması adına daha fazla müdahalede bulunmam, ayrı ayrı çalışmaların özgün hallerinden ve bağımsızlıklarından ödün vermek anlamına gelecekti. Her biri kendine özgü nitelikler taşısa ve üslup farklılıkları gösterse de, bu makalelerin konuya farklı açılardan, farklı mesafelerden bakışlarıyla, genelleştirmeleri ve özelleştirmeleriyle; epeydir bilinen verileri, kayıtları ve bulguları yeniden yorumlamalarıyla birbirlerini bütünlediklerini düşünüyorum. Bir yandan bağımsızlıklarını korurken bir yanda da bütün halinde ortak bir noktaya odaklanıp bu kitabın başlığını doğru biçimde doldurarak Türkçe konuşan Anadolulu Ortodokslara ve onların ürettiği edebi külliyata dair tartışmalara olumlu katkılarda bulunacaklarını tahmin ediyorum. Bu kitapta yayımlanan her bir çalışmada bana destek veren, katkıda bulunan herkese olan borcumu da bu vesileyle bir kez daha dile getirmek isterim. Küçük Asya Araştırmaları Merkezi’ne bu kitaba zarafet katan arşiv fotoğraflarını kullanma izni verdiği için yürekten teşekkür ederim. Bu fotoğraflar göçmen belleğini kayda geçirmek üzere KAAM için saha çalışması yürüten araştırmacıların kameralarıyla çekilmişlerdi. Görüntülerin her biri o sırada saniyenin kesrinde yaşantıların küçücük bir bölümünü yakalar. Filmdeyse her biri bir ömrün hatıralarını yaşatıyor. Bu makaleleri Türkçeye çevirmek gibi güç bir işi üstlenen tüm çevirmenlere de gönülden teşekkürlerimi sunarım. Özellikle de 90’lı yıllara ait ve öncü nitelik taşıyan, bazıları ortak imzalı makalelerimi Tarih ve Toplum ile Müteferrika dergilerinde basılmak üzere çeviren Herkül Millas ve Erol Üyepazarcı’ya. Ve tabii ki eserlerimin çoğunu Türkçeye kazandıran dostum Ari Çokona’ya samimi teşekkürler yolluyorum. Çeviri kadar önem taşıyan bir işi yaparak bu kitabın derlenmesine ve yayımlanmasına önayak olan Sabri Koz’a da çok teşekkür ederim. Onun sebatı olmasaydı bu kitap ortaya çıkamazdı. 1990’ların ortalarından beri benim Karamanlıca konusundaki çalışmalarımın Türkçe yayımlanarak Türk okuruyla buluşması hususunun üzerinde ısrarla duran kişi odur. * Bu kitabı Robert Anhegger’in (19112001) aziz hatırasına adadım. Anhegger’le 1987 yazında tanıştım. Yeni basılan “Karamanlıca Bibliyografyasına Ek” başlıklı iki ciltlik çalışmamı vermek üzere Bülent Berkol’la birlikte onu ziyaret etmiştim. Ziya retimden bir yıl önce dostu Vedat Günyol’la (19112004) beraber yayına hazırladıkları Evangelinos Misailidis’in Temaşai Dünya ve Cefakâr ü Cefakeş romanını, Seyreyle Dünyayı üst başlığıyla yayımlamışlardı. Bir yerel kültürü takdir eden ve onu korumak için gayret sarf eden o nadir bulunur insanlardan birine rast geldiğim için kendimi ne kadar talihli hissettiğimi bir kez daha belirtmek isterim. Robert Anhegger 1980’li yıllarda Türkiye’de ilk Karamanlıca çalışmalarını başlatan kişiydi. 1980’li ve 90’lı yıllarda çeşitli dergilerde yayımlanan makaleleri Karamanlıca çalışmalarının tanınıp yaygınlaşmasını sağladı. Eugène Dalleggio ve Sévérin Salaville’in kaynakça çalışmasının üçüncü cildinin yayımlandığı 1974’ten beri sınırlı bir çevrenin dışında kimselerin ilgi göstermediği bu unutulmuş konuyu gündeme getirmeyi başarmış ve ilgi çekmesini sağlamıştı. Onun sayesinde Türkiye’deki entelektüel çevreler konuyla ilgilenip önemli yayınlar yaptı. Robert Anhegger kendi Karamanlıca kitap, dergi ve gazete koleksiyonunu bir akademik kuruma, Leiden Üniversitesi’ne bağışlayarak Karamanlıca çalışmaları için bilgece başka bir hamle daha yaptı. Doğan Apartmanı’ndaki Sarayburnu’na bakan dairesinde Mualla Hanım’la da beraber, bazen Andreas Tietze’yle başka dostların da katıldığı pek çok yaz meclisinde kâh rakı kadehlerinin, kâh çok sevdiği buz gibi reçine şarabının eşliğinde onunla unutulmaz sohbetlerimiz oldu. Saatler süren bu sohbetlerin konusu sadece Karamanlıca çalışmaları değildi; Serez’deki camilerle külliyeler, Teselya’daki çiftlikler, doğduğum şehir olan Kavala’daki tütün işçilerinin eylemleri –ve onun komünist hareketin gelişimine olan kopmaz bağı–Almanya’da gittiği her yerde gözlemlediği Makedonya’ya yerleşmiş Karamanlı işçilerin gastarbeiter camiasında Türklere gösterdiği yakınlığa dair hikâyeler diğer sohbet konularımız arasındaydı. Mr. Robert büyük bir hoca ve çok iyi bir dosttu… Bu ciltte yer alan makalelerden sadece bir bölümünü okumuştu ancak makalelerin hepsinin hayatı boyunca yakından ilgilendiği meseleler üzerine olduğunu gayet iyi biliyorum. n Kitabın sunuş yazısı. Cunda, 24 Temmuz 2014 Gerçi Rum İsek de Rumca Bilmez Türkçe Söyleriz/ Evangelia Balta/ Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları/ 406 s. C U M H U R İ Y E T K İ T A P S A Y I 1295 11 ARALIK 2014 n SAYFA 31
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear