Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
K itaplar Adası M. SADIK ASLANKARA msaslankara@hotmail.com sadikaslankara@gmail.com Çağdaş Alman öyküleri... Çağdaş Alman Öykü Antolojisi III, Türkçede yeniden yazılıp yaratılmış öykü seçkisi olarak alınabilir bir çalım… Kâmuran Şipal imzasını taşıyan bir öykü sağanağı halinde, estirdiği rayihayla… Öyküsüz duramayanlara, öyküyü sevenlere, öykücülere değil yalnız; okur, yazar herkese… C em Yayınevi, yıllar önce Anton Çehov’un “Bütün Öyküler”ini (199799) yayımlamıştı sekiz cilt halinde, Rusçanın önde gelen çevirmenlerinden Mehmet Özgül imzasıyla. Üstelik özgün dilinde zamandizinsel bağlamdaki yayın dikkate alınmıştı. Cem, bu kez de iki büyük cilt halinde Alman dilinde verimlenmiş öykülerden oluşan önemli bir öykü seçkisiyle çıktı karşımıza: Çağdaş Alman Öykü Antolojisi III (2014). Almancanın önemli çevirmeni olduğu kadar öykücülüğümüzün de tartışmasız en seçkin adlarından biri olan Kâmuran Şipal yetkinliğiyle. Bütünleşmiş Almanya’nın yanı sıra Avusturya’yla İsviçre’nin de eklenerek Almanca yazının anadamarı üç ülkedeki öykülerin dikkate alındığı, oylumlu ciltler halinde yayımlanan seçki, bu bakımdan öyküye yakınlık duyan hemen her okurla yazarın ilgisini hak ediyor kanımca. Yüksel Pazarkaya’nın, seçkideki, “Çağdaş Alman Öyküsü” başlıklı, bir yandan özetleyip toparlayan, öte yandan yetkin tutumla Almanca öykü üzerine ufuk açan kısa yazısının altını özellikle çizmek gerek. Bu işi bugüne dek Almancanın farklı imzalarından çevirdiği öykülerle okur, yazar gönlünde taht kuran Kâmuran Şipal de yapabilirdi elbette. Ne ki seçkinin bu yaklaşımla ilk elde farklı bir açı daha kazandığı apaçık görülebiliyor… SEÇKİYE YÜKSEL PAZARKAYA’NIN KATKISI… Pazarkaya, andığım “Sunu” bağlamındaki yazısında, “Edebiyatın yücegönüllü emekçisi Kâmuran Şipal’in” “sunduğu bu kapsamlı derleme(nin), çağdaş Almanca öyküye bütünsel bakış” sağladığını, “Türkçede ilk kez böylesine kapsamlı bir seçkinin” yayımlandığını; seçkide, “Kâmuran Şipal için geçerli ölçüt(ün ise) anlatım niteliklerine sahip çeşitlilik olduğu(nu)” vurguluyor. Yüksel Pazarkaya, Almanca öykü toplamı üzerinde bir genel değerlendirmeye girişirken, hem bu dildeki öykü verimine yöneliyor hem de bu birikime yol açan yazarlara dönük kimi yorumlarıyla dikkati çekiyor. Bu çerçevede, Alman öykücülüğünü değerlendirirken, bu olguyu bütünsel bağlamda tanımanın da önünü açıyor. Nitekim yazar, Almanya’daki toplumsal, siyasal oluntulara koşut özetleme getirirken, yaşanan çalkantıların, yarılmaların Almanca öykü üzerinde yol açtığı etkilere de getiriyor sözü. Öne sürüşlerini yerli yerine oturturken bu doğrultuda örnekler Yüksel Pazarkaya, Almanca öykü toplamı üzerinde bir genel değerlendirmeye girişirken hem bu dildeki öykü verimine yöneliyor hem de bu birikime yol açan yazarlara dönük kimi yorumlarıyla dikkati çekiyor. vermeyi de savsaklamıyor bu arada. İkinci Dünya Savaşının yazarlar, sanatçı lar kadar bütün bir Almanca yazında da bir büyük yarılmaya neden olduğu gerçeğini göz ardı etmemek gerekiyor elbette hiçbir zaman. Yazı, bu olguyu ayrıntılandırıyor bir bakıma. Pazarkaya’nın, geçmişte Behçet Necatigil’in yaptığına benzer tutumla yapıttaki yazarlara yönelik birkaç tümceyle, öznel bakışa dayalı, ama Alman yazınındaki yerini birebir vurgulayan ölçülü, disiplinli yaklaşımının da altını çizeyim. Yazar, yazınsal birikime dayalı kılavuzluğundan yararlanmamızı kolaylaştırıyor çünkü böylece. Yüksel Pazarkaya, Almanya’da yaşamakla birlikte yazarlığını Almancaya eklenmeksizin sürdürürken, Türkçede görece örtük kalmış izlenimi uyandıran önemli bir yazarımız. İleride onun verimleri üzerinde de durmak istiyorum ya, bakalım yarımay yazılarında yer açabilir miyim buna… ALMANCADAN DÜNYAYA EL EDEN İNSAN SICAĞI… Soyadlarına göre abecesel dizilişle yayımladığı seçkiyi kendi payıma ben de Kâmuran Şipal’in düzenlemesi yönünde okuduğumu söyleyebilirim. Ancak okurken, yazarları yazınsal bağlamda enikonu tanıtıcı özetleme sayılabilecek yaşamöyküleriyle birlikte harmanlayınca, metinleri Alman öykücülüğü içinde yeniden çatıp yerleştirdiğimi ekleyeyim buna. Gerçekten yaşamöyküleri okunduğunda seçkide yer alan yazar yaşamlarının da birbirine ulanmış halde bir öykü halkası olarak insanın karşısına çıktığı görülüyor bütün hüznüyle, yansıttığı yitiklik duygusundaki benzersizlikle. O zaman öyküler yazarlarının kalıbına dökülüyor bir bakıma. Yatanlar da sonsuzca dinlendikleri yerden kalkıp gencecik öykücülerle birlikte seçkinin capcanlı verimleyicilerine dönüşüyor. Böylelikle okur, öyküleri bütünsel anlamda yerli yerine oturtup Alman öykülerinin son yüzyılına kuş bakışı da olsa yaklaşma fırsatı bulabiliyor sanırım… Seçkinin en yaşlı yazarı Hugo von Hofmannsthal (18741929), en genci ise Terézia Mora (d.1971). Sonuçta verimleriyle son yüzyıl içinde gün yüzüne çıkmış öykü yazarları yer alıyor Çağdaş Alman Öykü Antolojisi III’de. Türkçede okur, yazarların kimilerini tanıyor, kimilerinin öykülerini, ötesinde öykücülüğünü de iyi biliyor. Sözgelimi Ingeborg Bachmann, Hans Bender, Thomas Bernhard, Wolfgang Borchert, Heinrich Böll, Bertolt Brecht, Elias Canetti, Alfred Döblin, Günter Grass, Peter Handke, Herman Hesse, Franz Kafka, Thomas Mann, Robert Musil, Rainer Maria Rilke, Robert Walser, Stefan Zweig vb. yazarlar bunlar arasında anılabilir. Bu adlardan Şipal’in imzasıyla yayımlanmış öykü kitapları, çeviriler de söz konusu… Bir öykü ustasının baştan sona çeviri hüneriyle, sanki bunlar kendi öz dilinin ustalarınca kaleme alınmışçasına hayranlık uyandıran yetkinlikle önümüze bıraktığı bu öyküleri okurken, ne yalan söylemeli, insan elinde olmadan bir başka okuma tutkusuna dalıp gömülüyor adeta… Bu nedenle okuma eyleminde iki farklı tatla kuşandığımı söyleyeyim. Hem yazarların, insanlığın yaralarına basmak için ürettikleri merhem etkiliyor insanı, hem de bunlar Türkçede sanki yeniden kaleme alınmışçasına duygu yayabildiği için… Nitekim kısa öykünün gerekleri yönünde yapılandırılmış bütün öyküler, insanı tatlı okumalarla zaman aşırı evrenlerde gezindiriyor ustalıkla. Sonra onca öykünün, kendi küçük dünyaları içinde gezinen yüzlerce karakteri arasına karışıyorsunuz elinizde olmadan. Belki kimi öyküler, Türkçede olabildiğince gelişmiş bugünkü anlayışımız teme linde, bize bildik, tanıdık, hatta gelenekçi, alışılmış, ortalama verimler gibi görünebilir. Ancak bütüne bakıldığında durum değişiyor kuşkusuz. Çünkü elli sekiz yazardan derlenen yüzün üzerinde öykü, bize Almancadaki öykü veriminin niteliği, düzeyi vb. konularda ipuçları getirmiyor yalnız, yanı sıra öykü sanatının bir ulusun ekiniyle dilini biçimlendirmedeki işlevi, bunun kazandırabileceği ivme üzerinde de düşünme fırsatı yaratıyor bir bakıma. KÂMURAN ŞİPAL ÇEVİRİSİYLE ÖYKÜ SAĞANAĞI… Aynı yazarın, diyelim Çehov’un bütün öykülerini Türkçeye çevirmek bir iş elbette. Ama elli sekiz farklı yazardan yüzü aşkın öykü çevirmek çok farklı olsa gerek… Her biri öykü verimleme anlamında kardeşçe tutum sergileyecektir elbette, ama bu arada her yazarın, ötekilerinden sıyrılarak kendine özgü biçem yaratmaya girişeceği gözden uzak tutulabilir mi? Bu yazarları bir başka dile çevirip bütün halinde ortaya koyabilmek de yine çok farklı bir edim kuşkusuz… İşte Kâmuran Şipal’den öykücülüğümüze armağan olarak alınabilecek seçkiden içeri adım atarken bunu anımsamak gerekiyor ilkin. Sonra çevirmenin de bir öykücü olduğunu, çeviri yaparken bu hünerini ister istemez öykülere taşıyacağını… O halde seçkide yer alan öykülerin sanki Almancada değil de ilk kez Türkçede kaleme alınmış, kendi dilimizde verimlenmiş duygusu uyandırması olağan… Eğer bu öyküler, bunca bizdenlik duygusu yayabiliyorsa eğer, çevirmen Kâmuran Şipal’in buna katkısı, bundaki rolü, işlevi tartışılamaz öyleyse… Seçkiye alınan yazarları, öykücü kaleminin imbiğinden geçirip her birinin sanatsal eğilimlerini, yaşama dokunuşlarını, dünyaya bakışları doğrultusunda biçemsel özellikleriyle bir başka dilde var edebilmesi başlı başına büyük iş Kâmuran Şipal’in! Elbette bir çevirmen de çevrilen dili çevirdiği dilde aynı biçemle yeniden kurmayı kendine iş edinecektir, bundan kuşku duyulabilir mi? Ama aynı bir ciltte onlarca yazarı, kendi ruhlarıyla yaratmaya girişmenin tekin iş olmadığı ortada. Kullanılan sözcükler bile farklı yer alacaktır herhalde… Kâmuran Şipal bu anlamda da çarpıcı örnekler sergiliyor doğrusu… Sanki kendi öykülerini kaleme alıyormuşçasına seçip elden geçirdiği sözcükler, deyişler bunu göstermeye yetiyor… Örnekse “kör yağmuru”, “yufka uyku”, “kümbet orman”, “bir o an”, “yürüyen düşünce”, “çıldır çıldır sarkmak” vb. sözcükler, deyişler işinin hakkını vermeye çabalayan bir çevirmende de karşımıza çıkabilir, olasıdır, ne ki bunların bir öykücünün tasarımı bağlamında alınması gerekiyor daha çok… İşte bu nedenle Çağdaş Alman Öykü Antolojisi III, Türkçede yeniden yazılıp yaratılmış öykü seçkisi olarak alınabilir bir çalım… Kâmuran Şipal imzasını taşıyan bir öykü sağanağı halinde, estirdiği rayihayla… Öyküsüz duramayanlara, öyküyü sevenlere, öykücülere değil yalnız; okur, yazar herkese… n Not: Bir facebook, twitter hesabım bulunmadığı gibi linkedin ağına da bağlı olmadığımın bilinmesini, gördüğüm gerek üzerine paylaşmak istiyorum. S A Y F A 32 n 11 A R A L I K 2014 CUMHURİYET KİTAP SAYI 1295

