03 Eylül 2026 Perşembe Türkçe Subscribe Login

Catalog

Eric Hobsbawm’ın son kitabı “Parçalanmış Zamanlar” Hobsbawm’ın eski dünyaya vedası “Parçalanmış Zamanlar”, Eric Hobsbawm’ın ölümünden hemen önce yayıma hazırladığı çalışması. Kitaptaki yazılar, sanatların en güzel çağını ve ayrışıp dönüşen yapısını ele alıyor. İşin içine tüketim, küreselleşme, piyasa ve entelektüeller de giriyor tabii. r Ali BULUNMAZ E ric Hobsbawm, bugüne kadar hiç de azımsanmayacak derecede atıf almış bir tarihçi. Ölümüne dek araştırmayı sürdürmüş ve “eski” konular üzerine yeni bir şeyler söylemeye uğraşmış bir isim. Kısa Yirminci Yüzyıl kitabını okuyup pek çok şeyin başına “Kısa” sözcüğünü getirme alışkanlığını da ona borçluyuz. Yazar, Kısa Yirminci Yüzyıl’ın hemen girişinde on dokuzuncu yüzyılın sonundan itibaren kitlelerin çok acı biçimde “bir şimdiki zamanda yetişmeye başladığını” söyleyip neredeyse tüm kitabı bu minvalde eleştirilerle donatmıştı. Bu tavır, onun yalnızca bir tarihçi ve olay aktarıcısı değil, aynı zamanda iyi bir yorumcu olduğunu da gösteriyordu. Hobsbawm’ın kitaplarını okuyanlar, konferanslarında bulunanlar ve derslerini izleyenler bu yönünü çabucak fark ederdi. Tabii kapitalizme getirdiği sağlam temelli, büyük bir bilgi ve gözlem birikimine dayanan, kolay anlaşılabilir eleştirilerini de. Onun bu eleştirel ve yorumcu tavrı, ölümünden hemen önce hazırladığı Parçalanmış Zamanlar’da da sürüyor. Kitap, hem son çalışması hem de öbürleriyle birlikte mirasının bir parçası olması bakımından da önemli. FÜTURSUZCA İNŞA EDİLEN AVM’LER Hobsbawm’ın, omurgasını yirminci yüzyılda sanat üzerine kurduğu Parçalanmış Zamanlar’a, sanatın altın çağından parçalanışına, küreselleşmekapitalizmsanat bağlantısına varan bir bakış açısı hâkim. Elbette onun nokta atış eleştirileri ve kuru olmayan anlatımı da. “Öngörülemeyen gelecek” gibi bir kaygı akla bir kere düştü mü bunun sonu büyük bir kırılmaya doğru gidiyor. Hobsbawm’ın çıkış noktası burası; yeni milenyumun getirdiği en büyük hediyenin böylesine bir kaygı olması pek çok alanı etkiledi. Dünya, manifestolarda yazanlardan uzakta bir yerde konumlanırken siyaset ve sanat başta olmak üzere hemen her şeyin “dengesi” bozuldu. Hobsbawm’ın “sanatın pastırma yazı” veya “güzel çağının sonu” dediği süreç de aynı dengesizlikle açıklanabilir. Klasik olanın piyasadan yavaş yavaş çekilmeye başladığı yirminci yüzyılda, o mirastan beslenenlerin dilinde “Bu sanat mı?” sorusu vardı. Hobsbawm’ın Parçalanmış Zamanlar’da açtığı tartışma, buradan başlayıp görüntü ve seslerin “anlamsız kalabalığı”nın algılanışı ve değerlendirili şine kadar gidiyor. Hobsbawm’ın ölümünden kısa süre önce kafa yor duklarını “Sanat nereye gidiyor?” sorusu altın da toplamak mümkün ama bu, biraz aceleci lik olabilir. Zira ya zar, on dokuzuncu yüzyıldaki etkinliğin bir sonrakinde biçim değiştirişiyle aynı soru ya “Zaten neredeydi ki?” diye yanıt da verebilir. Birileri de kalkıp buna timlerin çoğunlukla söz ko bir “manifesto” nusu üçü tarafından denet döşenebilir. Ken lendiğini ekliyor. Denetim disinin de dediği de haliyle uygunluk ve sansür gibi yazılacak ma meselesini doğuruyor. Yazar, nifesto “bir suçla bu konuyu yalnız günümüz ma metnine dönüşebilir.” den bakarak değerlendirmiyor; Gel gelelim “manifestolar” et on dokuzuncu yüzyıl ve sonrasını rafında birleşen sanatçılar, hemen da didikleyip karşılaştırmalar her yüzyılda kendi imzalarına yapıyor. Vardığı sonuç, perde benzer şekilde semboller yarattı. gerisinden izleyenlerin her dönem Bu noktada Hobsbawm’ın ka bulunduğu ama eylemlerinin bi fasındaki esas soru şu: “Yirmi çim değiştirdiği. birinci yüzyılın sembolleri ne Buna karşılık Hobsbawm, olacak?” Bunun en kestirme kültürün, sanat ve yaratıcılığın yanıtı yine mimari. Fakat dikkat, taşıyıcılarının anıt yapılar oldu tasarım değişiyor ve bilindik mimari ton ğunu, geçmişten bugüne pencere açıp larından ayrılıyor. Yeni “semboller” ise bir şekilde kendisinden sonraki dönemi fütursuzca inşa edilen alışveriş merkezleri, etkilediğini unutmuyor. Onlar aynı za “akıllı” konutlar ve eğlence yerleşkeleri. manda on dokuzuncu yüzyılla beraber Kısacası ticari mimarinin öncülük ettiği yüksek sanatı da temsil eder. Bu anlamda tüccar “sanat.” Yani yeni yüzyılın “yük Orta Avrupa, hâlâ canlı bir örnek. Fakat sek sanatı.” Bu durumda estetiğin temel Hobsbawm, dönüşümün orayı da suyuna sorusu “Güzellik nedir?” kabuk değişti kattığını hatırlatır. rip “Yararlı ve kârlı olan nedir?” halini Kitaptaki yazılarda kültür tarihçiliği alıyor. O zaman da araya ısmarlamalar, ne soyunan Hobsbawm’ın çoğunlukla moda ve cebi dolduran “yaratıcılık” dönem yapıları ve sanatsal yaratıların giriyor. Bu “yüksek sanatta” keyif, satın anlamını çözümlüyor. Burjuva sanatından almakla yer değiştiriyor. ve kültüründen, yirminci ve yirmi birinci KENTİN SAHNELEŞMESİ yüzyıla dek uzanan büyük dönüşümün izini sürüp gelecek öngörüsünde bulunu Kültür sahnesinin hemen arkasında yor. Tam da bu anda onun yorumculuğu siyaset, piyasa ve ahlaki zorunluluğun yer gün ışığına çıkıyor. Aynı yorumculuk aldığını söyleyen Hobsbawm, buna üre onun, modern şehir haya tının kurumlarının (oteller, stüdyolar, mağazalar, sa lonlar…) kültüre katkısını ve yeni kültürün inşasında ki rolünü araştırıp anlamını araştırmasını sağlıyor. Metropole yayılmış sanat ve kültür ile kültü rün içine geçen metropol bağlantısı Hobsbawm’ın ilgisini çeken bir şey. Kenti sahneleştiren bu durum, bankalardan toplu taşıma Hobsbawm, kültür sahnesinin hemen arkasında siyaset, piyasa ve ahlaki zorunluluğun yer aldığını söylüyor. araçlarına geleneksel olmayan bir üslupla bulabildiği her noktayı yeni sanatın merkezi yapıyor. BELİRSİZLİK ÖNGÖRÜSÜ Hobsbawm’ın önem verdiği bir konu da klasik burjuva kültürünün mirası. Birincisi satın alma, ikincisi koleksiyonerlik ve üçüncüsü eserlerin göçü. “Ulusal kültürün” geleceğe taşınması bu anlamda değerlendirilebilir ama bunun da Hobsbawm’a göre siyasi bir tarafı var. İş boyut değiştirince sadece eğitimli insanlardan oluşan yüksek kültürün, kanonun ve idealin yerini her yana yayılan bir kültür aldı. Çoğunlukla da klasik burjuva sanatından ve kültüründen etkilendi ama onu dönüştürdü, eleştirdi ve deyim yerindeyse ayaklarını yere basar hale getirdi. Meseleye espri de katıldı. Örneğin Dadacılar böyle ortaya çıktı. Hobsbawm’ın tezi, sanatı siyasetten ve toplumsal gelişmelerden ayırıp ele almanın imkânsızlığıyla ilgili. Bu nedenle yirminci yüzyıldaki değişim ve dönüşüm de gelecek öngörüsüzlüğünün sanata ve kültüre sızışı da benzer bir pencereden bakılarak değerlendirilmeli. Yazar, kalemin kılıçtan hiçbir zaman üstün ya da güçlü olmadığını söyleyerek entelektüeller sorununa yumuşak geçiş yapar. Entelektüeller olmadan siyasi yapıların, büyük ekonomilerin ve imparatorlukların hayat bulamadığını hatırlatan Hobsbawm, onların “emperyal birliğin ideolojisini ve yönetim kadrosunu oluşturduğuna” işaret eder. Beri yandan organik entelektüel devrinin kapandığını söyler. Kısa bir krizin ardından entelektüellere yeni bir görev düştüğünü vurgular: “Sıradan” insanlarla birleşik bir cephe kurarak dünyayı değiştirme. Çünkü iki taraf da tek başına güçlü değil. Sanat da kültür de değişime giden yolda yelkenini bu birleşimle şişirebilir. İktidarın kolladığı ve bağımsız sanat ayrımı da burada önem kazanıyor. İktidar, sanattan zaferini göstermesini, kendisini kamusal drama olarak resmetmesini ve propaganda yapmasını isteyebilir, istemiştir de. Hobsbawm’a göre bu talepler, o iktidarlar için perdeyi er ya da geç indirir. Bir yandan da bu, sanat olmayan sanatın sakilliği demek. Fazla yaşamadı ama onların kimi kalıntıları olumsuz manada sanatı etkiledi, hatta altını oydu. 1914’ten sonraki dönem gerçekten farklıydı, tüm taşlar yerinden oynamıştı. Bu hareketliliğin en fazla hissedildiği alanların başında sanat geliyordu. Peki, yeni milenyumun ardı? Hobsbawm, parçalanmanın, özellikle sanattakinin hızlanacağını söylüyor. Yekpare ve standart bir yapı yok. Yani bildiğimiz ve alıştığımız dünyanın her anlamda sonu. Ya sonrası? Hobsbawm, ipuçları veriyor ama daha “net” bir şey var: Belirsizlik öngörüsü. Parçalanma sürecek gibi. Hobsbawm yaşasaydı önümüzdeki günlere özgün bir isim bulurdu herhalde... n alibulunmaz@cumhuriyet.com.tr Parçalanmış Zamanlar/ Eric Hobsbawm/ Çeviren: Osman Akınhay/ Agora Kitaplığı/ 296 s. SAYFA 18 n 11 ARALIK 2014 C U M H U R İ Y E T K İ T A P S A Y I 1295
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear