19 Haziran 2026 Cuma Türkçe Subscribe Login

Catalog

düşüren ise şu; Mozart öldükten sonra karısı Constanze, Danimarkalı diplomat Georg Nikolaus von Nissen’le evleniyor. Nissen de ilk kapsamlı Mozart biyografisinin yazarı. Bugün hâlâ ilk başvuru kaynağı olarak Nissen’in 1826’da yayımlanan o biyografisi temel alınır. Constanze’nin verdiği bilgiler, mektuplardan yola çıkarak kaleme alıyor Nissen ve o tarihte Beethoven da yaşıyor. Constanze’nin bütün amacı o zamanlar biraz unutulmuş gibi olan Mozart’ın müziğini ve ismini tekrar canlandırmak. Şimdi Beethoven 1787’de, Mozart’ı görmek için Viyana’ya gittiğinde söylentilerdeki gibi tanışmış olsalar Constanze’nin büyük ihtimalle haberi olurdu ve de bunu biyografiye muhakkak koydurturdu. Mozart biyografisi yayımlandığında Beethoven’in ölümüne bir iki yıl var yani “9. Senfoni” çalınmış ve Beethoven değil Viyana’nın tüm Avrupa’nın en büyük bestecisi konumunda. Constanze “Beethoven’i ilk defa Mozart keşfetti” gibi bir bilgiyi atlamazdı. Bundan bir cümle bile bahsedilmemiş olması tanıştıklarına dair tezi çürütüyor. Ama Mozart belki Constanze’ye bundan bahsetmedi, o da olabilir. Hollandalı yazar Jan Caeyers’in Almancaya da çevrilen kapsamlı Beethoven biyografisinden bu konuda da çok faydalandım. 2000’lerden sonraki araştırmalar ışığında Caeyers, “Beethoven, herkesin sandığı gibi Viyana’da bir hafta, on gün kalmıyor, iki üç ay kalıyor” diyor. Yani Caeyers’e göre o süre zarfında Beethoven ile Mozart mutlaka görüşmüştür. “NAPOLÉON’A HEM HAYRAN HEM DE HAYALKIRIKLIĞI İÇİNDE” Napoléon konusundaki hayal kırıklığı... Onu anlatır mısınız? Bütün Avrupa’da ve aydınlarda da aynı duygu hâkim. Aynı zamanda hayranlık da duyuluyor Napoléon’a. Hayranlık çünkü dünya tarihinde ilk defa soylu kandan olmayan biri imparator oluyor. Bu, Fransız Devrimi’nin bir yönüyle sınıfsal kuralı kırdığını gösteriyor. Ama buna karşılık da işte eşitlik, kardeşlik ve özgürlük kavramları ise kayboluyor. Yine de Napoléon’la tanışmayı istemiş. İstemiş, hatta “Fidelio” sahneleneceği zaman Napoléon geliyor Viyana’yı işgal ediyor. Aynı kentte bulunuyorlar ama tanışamıyorlar. Bir şekilde “Eroica” senfonisini ona ithaf etme düşüncesi var. Sonra kızıyor ve “bir kahramana” diye yazıyor. Yani ithaf etmiyor fakat “Napoléon için yazılmıştır” gibi el yazısıyla birtakım notları var. Aşk, Beethoven’in hayatında nasıl bir yer tutuyor? 17 yaşında annesini, sonra küçük kız kardeşini ve babasını kaybediyor. Bonn’da görüştüğü Breuning ailesindeki Helene von Breuning’i biraz annesinin yerine koyuyor. Evin kızı Elonore’yle yakınlaşıyor. Fakat Elonore başkasıyla evleniyor. Beethoven, “Fidelio” operasındaki kadın kahramanını da büyük ihtimalle Elenore’den esinle Leonore olarak adlandırıyor. En önemli sorun soylu olmayan Beethoven’ın ilgi duyduğu tüm kadınların soylu olması. Kalp kırıklıkları çok fazla o nedenle. “ÖLÜMSÜZ SEVGİLİ, BENCE JOSEPHINE!” Ölümünden sonra eşyaları arasında bulunan “Ölümsüz Sevgili” mektubu... Sizce ölümsüz sevgili kim? Bu konuda ciltler dolusu kitap var, büyük kısmını okudum. İki çok kuvvetli, bir daha zayıf olasılık var; Antonie Brentano, Josephine Deym (Von Brunsvick) ve Bettina von Arnim ki kızlık soyadı Brentano’dur ve üvey kardeşi de Antonie Brentano’nun eşidir. Bence ölümsüz sevgili büyük olasılıkla Josephine. Mektup, Beethoven’in ölümünden sonra kardeşlerine verilmek üzere kaleme aldığı “Heiligenstadt Vasiyetnamesi”yle birlikte kendi özel çekmecesinde bulunuyor. Bu, mektubun gönderilmediğine mi, yoksa gönderildiğine ama ilişkileri bitince dönemin teamülü gereği mektubun iade edildiğine mi işaret diye de düşünülebiliyor. En önemlisi bu mektubun Beethoven’in hiçbir mektubunda olmadığı tarzda “sen” ifadesiyle yazılmış olması. Diğer kadınlara yazdığı mektuplarda ise hep “siz” ifadesini kullanmış. Sadece Bettina’ya “sen” diye hitap ediyor. Fakat Bettina’ya gönderdiği mektupların çok büyük bir kısmının gerçekliğinden emin değiliz. Sonuç olarak en büyük olasılık Josephine çünkü Beethoven, hayatının her evresinde Josephine’e aşık. Ölümsüz sevgili her kimse Beethoven onunla büyük olasılıkla bu mektubu yazmadan bir iki gün evvel Prag’da ani bir şekilde bu luşmuş. Günü de belli; 3 Temmuz zira o gün ortadan kayboluyor Beethoven, bir arkadaşıyla buluşacakken son anda bir mektup yazıp iptal ediyor. Josephine o tarihlerde kocasıyla ayrı yaşıyor ve Prag’a geliyor. Büyük ihtimalle Josephine ile aniden gelişen bir karşılaşma ve bir romantizm söz konusu. Josephine’in bu tarihten dokuz ay sonra bir çocuğu oluyor. Adını Minona koyuyor. Minona’yı tersten okuduğunuzda “Anonim” adı ortaya çıkıyor. Teyzesi Therese Brunsvick de anılarında Minona’nın müziğe çok yetenekli olduğunu yazıyor ayrıca günlüğünün 1812 Temmuz’una ait bölümlerini de yırtıp atmış. Bu da ölümsüz sevgilinin Josephine olma ihtimalini güçlendiriyor. “DOKUZ SENFONİSİNİN DOKUZU DA BAŞYAPIT!” Beethoven’in dokuz senfonisi var ve dokuzu da başyapıt olarak niteleniyor. Bunu anlatır mınız? Bu, işin Beethoven’de nasıl mükemmelliğe ulaştığının bir kanıtı. Şimdi Haydn’ın 104 tane senfonisi var. Sadece sayısal olarak bakıldığında bile açıktır ki 104 tane başyapıt bestelenemez. Yani bu 104 senfoni seri halde üretilmiş, bugünkü televizyon dizisi çeker mantıkla. Sarayda çalışan Haydn sürekli senfoni bestelemek zorunda çünkü hemen her akşam bir senfoni çalınmak zorunda. 104 senfoni içinde başyapıtlar elbette var. Belki 90 tanesi bestelenmese de müzik tarihi bir şey kaybetmezdi ama “Müzik tarihinde Birinci Viyana Okulu diye adlandırdığımız HaydnMozartBeethoven (doğum tarihine göre sıralanır) hep bir solukta söylenir” diyor Aydın Büke. Haydn o ustalığa ulaşamazdı. Bu sayının Mozart’ta 41’e inmesi önemli ama 41 bile çok büyük bir sayı ve kabaca 30’unu öyle müthiş falan sayamayız. Aynı şekilde konçerto ilk defa Barok dönemde, 1700’ler başında ortaya çıktığında Vivaldi (Antonio) 600 tane keman konçertosu besteliyor. Hepsi de birbirine çok benziyor. Hatta 20. yüzyıl bestecisi Stravinski’nin (Igor) şöyle bir değerlendirmesi var; “Vivaldi aynı konçertoyu 600 defa besteleme becerisini göstermiştir”. Formun oturması için bu şart, bu seri üretim başyapıtlar için altyapı, pratik oluşturuyor. Bach’ın da bugüne ulaşmış 200 küsur kantatı var, bir o kadar da kaybolduğu varsayılıyor. Çünkü her hafta ayin için beste yapmak zorunda, adamın işi bu. Beethoven’a gelirsek müzik tarihi açısından en önemli senfonileri başlıca 3, 5, 6, 7 ve 9’dur. 5. Senfoni romantik dönem bestecilerinin büyük bölümünün etkisinde kaldığı bir yapıtı. Duyma yetisinin iyice zayıfladığı bir dönemde, bunu sorguladığı, kadere isyan ettiği bir noktada besteliyor. 7. Senfoni klasik senfonide ulaştığı zirvedir. 2, 4 ve 8. Senfonileri de yok sayılamayacak kadar güçlüdür. 9. Senfoni’si formun nasıl deforme edileceğinin göstergesi. Koro giriyor işin içine, süre iyice uzayarak 80 dakikaya çıkıyor. 19. yüzyılda zaten Bruckner’in (Anton), Mahler’in (Gustav) özellikle Mahler’in insan sesi katması, korolar katması bunlar hep 9. Senfoni’den esinlenerek oluyor. 9. Senfoni, 19. yüzyıl bestecilerinin belası, kabusu, taptıkları ve korktukları bir eşik oluyor. Tam bir tepe noktası. Mesela, Brahms (Johannes). Nasıl senfoni bestelenir Beethoven’ın 9. Senfonisi’nden sonra? Sorusunun yanıtı gibi söyledikleri: “Arkamda bir devin ayak seslerini duyarak.” “VASİYETİNDE İNSANLIĞA SESLENİYOR!” Son olarak Beethoven’in kaleme aldığı ve “Heiligenstadt Vasiyetnamesi” olarak anılan belge... Neyi ortaya koyuyor? Heiligenstadt, bugün Viyana’nın bir banliyösü, o zamanlar ise biraz uzak, tatile giden bir yer. Ölümünden sonra kardeşlerine verilsin diye orada yazıyor. Fakat orada bütün insanlığa bir seslenme ve kendini hakkındaki işte aksi biri olarak bilinmesi gibi kanılara karşı bir ifade etme var. Sağırlığının onu ne kadar kötü etkilediğini, bundan dolayı duyduğu acıyı yazıyor. İşin ilginci hakikaten çok iç parçalayan, arabesk tarafları da çok olan bir metin. Aslında Beethoven onu yazdığı zaman durumu, sağırlığı belki de o kadar kötü değil ama hayatının sonunda orada yazdığı hale geliyor. Orada canına kıymayı çok kez düşündüğünü, bundan sanatı için vazgeçtiğini, kendisinden bekleneni yaratmadan bu dünyadan ayrılamayacağını ve bu yüzden bu sefil hayatı sürdüreceğini ifade ediyor. Biraz böyle dünyaya özel bir misyonlar gönderilmiş olma duygusu, havası da vardır. Vasiyetnamenin ölümünden sonra kardeşlerine verilmesini istiyor ama başlığında “Ey insanlar” diyor. n gamzeakdemir@cumhuriyet.com.tr Beethoven Müziğin Dönüm Noktası/ Aydın Büke/ Can Yayınları/ 368 s. C U M H U R İ Y E T K İ T A P S A Y I 1295 11 ARALIK 2014 n SAYFA 27
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear