03 Eylül 2026 Perşembe Türkçe Subscribe Login

Catalog

atanır. Bir gazinoda rezalet çıkarınca işine son verilir. Bu kez 1934’te Ayvalık Ortaokulu’na atanır. Orayı çok sever. Ege otları, deniz börülceleri, turp otlarıyla kafa çeker. Balık boldur. 1935’te oradan ayrılır. Hıfzı Topuz, Paris yıllarını anla tırken yine parasız olduğu nu, yediği dayağın etkisinde kaldığını, polislerden kork tuğunu belirtir. Picasso ile 1947’de tanışıp ondan bir resim armağan aldığını, o resmi bir koleksiyoncu ka dına sattığını anlatır. Orhan Koloğlu, onun için yazdığı yazıda “Türk Van Gogh’u” diye söz eder. Abdülhalik İndere, İlhan Koman, Selim Turan da onu tanıtır. Selim Turan, onun resimlerini şöyle değerlendirir: “ (…) Fikret’in dışavurumcula ra benzeyen çok yanları vardır. Bunların hepsini bilir ama kendi coşkusuna göre çalışırdı.” Fikret ise Selim’in resimleriyle hiç ilgilenmez. Avni Arbaş, Pa ris Büyükelçisi olan Hasan Esat Işık, diplomat Haluk Kura, ressam Neşet Günal, Nejad Devrim destek verir Hıfzı Topuz, anılarından, tanıklardan ve mektuplardan yararlanarak ressam Fikret Muallâ’nın yaşamöyküsünü ayrıntılarıyla tanıtıyor kitapta. ona. Hıfzı Topuz, Nejad Devrim ile Fikret Muallâ’nın benzeyen ve karşıt yönlerini belirtir. İkisi de çok içip küfrederler. Kadınla ilişkileri başarılı değildir: “ (…) Fikret genelde bütün insanlara saygıyla bakardı. Nejad ise insanların çoğuna hep şüpheci bir gözle baktı. Herkesin kendisini kazıklamak peşinde olduğunu sandı.” 1950’li yıllarda Paris’e şehircilik uzmanlığı için giden Aydemir Balkan da ilgilenir Fikret Muallâ’yla. Tıbbiyeli Hikmet Boran, Aydemir’in dayısıdır. Devrimci Fahri Petek’le de görüşürler. Alp Dağları’nın üzerindeki bir köy evine yerleştirirler ressamı. Sadi Öziş, Atatürk döneminde milletvekili olan Salâh Cimcoz, Paris Başkonsolosu Namık Yolga, Taha Toros da dostudur. Topallığının yanında bir de kötürüm olur, morali bozulur. Bir gün Hıfzı Topuz, Dr. Safder Tarim ve Üstün Üstündağ, kendi otomobilleriyle onun kaldığı köye gidip sürpriz yaparlar. Yiyip içerler. Resimlerini satın alırlar. Ressam sevinçlidir ama ayrıldıklarında ağlamaktadır. Bu son görüşmeleri olur ve sonsuz ayrılıktır. Hep özgür ve bağımsız yaşamak iste YİNE AKIL HASTANESİ... miş ve öyle de yaşamıştır Fikret Muallâ. Fikret Muallâ, Paris’te de akıl hastanesine düşer, alkolikler bölümündedir. Çıkmasını Abidin Dino sağlar. Yazar, ressamın Fikret Adil’e yazdığı mektuba yer verir. O da borç içinde olduğunu anlatır. Fikret Muallâ, çoğu kez Paris’te yaşadığı Çıkrık Çıkmazı’ndan kovulur. Köprü altlarında yatar. Ona koleksiyoncu Madam Angles yardımcı olur. Resim sergileri açar, iyi kazanır. Hıfzı Topuz’a 9 Şubat 1967’de yazdığı son mektupta ayrılığın izleri vardır: “Akşamdan sabaha sükunetle bir ölebilsem,” demektedir. 19 Temmuz 1967’de düşkünler yurdunda ölür. Cenazesinde Koleksiyoncu Madam yardımcı olur. Orada toprağa verilir. Birkaç yıl sonra İstanbul’a Karacaahmet’e getirilir. Mezartaşını da Madam Angles İstanbul’a gönderir. Mezartaşı, Divanyolu’ndaki Basın Müzesi’ndedir. İtalya’ya San Remo’ya gider. Hıfzı To Hıfzı Topuz, anılarından, tanıklardan puz, 1959’da UNESCO’da görevlidir. ve mektuplardan yararlanarak ressam Fikret Muallâ’yı dostu Tevfik Kent’le Fikret Muallâ’nın yaşamöyküsünü ay buluşturur. Opera, tiyatro sanatçısı Se rıntılarıyla tanıtıyor kitapta. Ressamın miha Berksoy, Nâzım’a, Fikret Muallâ geleceğine yön veren olayları öğrendik ise Berksoy’a âşıktır. Güzel Sanatlar çe duygulanmamak elde değil. Küçük Akademisi çıkışlı Oktay Günday, onun yaşta annesinin ölümü, üvey anneyi resmini şöyle değerlendirir: “Fikret benimsemeyişi, haksız olarak gördüğü Muallâ, bütün bohem yaşamına karşın polis işkencesi ve akıl hastanesine yolu çok temiz ve düzenli çalışan bir ressam nun düşmesi, Birinci ve İkinci Dünya dır…Onda bir leke tadı vardır. Resmi Savaşları ortamında yaşanan sıkıntılar önce bir leke olarak düşündüğünü sa ve Paris yaşamına yön vermiştir. Hıfzı nıyorum. Yarı tonları çok iyi bilir ama Topuz’a ünlü ressamımızı tüm yönleriy pek kullanmaz.” le tanıttığı için çok şey borçlu olduğu Bu yaşadıklarıyla Fikret Muallâ’nın muzu söylemek gerek. n sağlığı gittikçe bozulur. Koleksiyoncu Madam, onu Paris’ten uzaklaştırıp daha Paris’te Bir Türk Ressam: Fikret çok resim yapması için ortam hazırlar. Muallâ’nın Yaşamı/ Hıfzı Topuz/ Rem Eşi, Reillanne’da belediye başkanıdır. zi Kitabevi/ 160 s. C U M H U R İ Y E T K İ T A P S A Y I 1295 Fotoğraf: Uğur DEMİR 11 ARALIK 2014 n SAYFA 13
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear