Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
Sade’ın ölümünün 200. yılı ‘Alçak Filozof’un izinde Klossowski, “Komşum Sade”da yazarı anlatırken onda hazları masaya koyan ve aynı zamanda tüketen bir adamı bulur. Bu anlamda Sade, varoluşçuluğun teryüz edilmiş halinin temsili biraz da. r Serkan DENİZ B üyük ateist Marquis de Sade, dünyada kötü şöhretiyle nam salmış bir adam. Sapkınlığın kitabını yazan Sade için Tanrı’dan kopmanın koşulu, yerleşmiş tüm akıl yürütmelerden sıyrılmaktan geçiyordu, o da öyle yaptı. Kendisi için kendisi olarak hareket etti. Pierre Klossowski de oturdu Komşum Sade diye bir kitap kaleme aldı ve çalışma, zamanında Sade’ı merak edenler, korkup da yaklaşamayanlar arasında virüs gibi yayıldı. Rezil, erdem düşmanı ve çelişkilerle dolu Sade’ı, onun gözünden bakarak inceleyen Klossowski, bir anlamda malikânenin kapılarını açıverdi. Klossowski’ye göre Sade, ateizmiyle insanın bütünlüğünü ortadan kaldırdığı gibi canavarlığın dinini de yaratır. İkincisine bir tür çilecilik demek de mümkün. Böylece ateizm, Sade’ın canavarlık diniyle rasyonellikten uzaklaşır. Aklın sapkınlığı her daim tek geçerli şey haline gelir. “Bilinç mutlak Tanrı’yı sansürler ve mutlak arzuyla buluşur.” Önünde sonunda varılacak nokta ise kederden başka bir şey değil. Klossowski de Sade’ın bu inanılmaz döngüsünü kavramlaştırmak ya da ona hitap edebilmek için “Alçak Filozof” demeyi uygun bulur. “Alçak Filozof” Sade, Tanrı’dan özgürleşmiş aklı bir kenara koyar ve düşünceyi yerleşik tüm akıl yürütmelerden ayırır. Böylece Klossowski’nin de dediği gibi “insan merkezci aklın sonu gelir.” Sade, normları ihlale böyle başlar; sapkın olan ahlakileştirilir ve ağır hakaret, onun sisteminin merkezine yerleşir. İnsanı evrensel olarak fahişe kılan sürecin kilit taşlarını döşeyen Sade, bütüncül canavarlığın çerçevesini de çizer. Bu çuvala manyaklar, kendini hemen belli eden sabit fikirliler ve oyun icabı bile olsa kuralları çiğnemekten zevk alanlar doluşur. Onların tek derdi kendisinin ya da başkasının bedenini sahipsiz kılmaktır. Sade’ın resmettiği zihin, tekrarladığı edimlerle; kuralları alaşağı edip salt duygu ve şehveti isteyerek (bir bakıma bunu “kural” haline getirerek) insanlık durumunun sonunu hazırlama gibi bir potansiyele de sahip. Tabii o güne dek tatlı tatlı iktidarını sürdüren kralı öldürme gücüne de. Doğal insanı yaşatma derdi yüzünden Jakoben Devrim Sade’ın tüylerini diken diken ediyordu. Böylece bütüncül canavar insanın Tanrı’ya, Tanrı’nın temsilcisi krala ve doğal insana düşmanlığının kaynağını nerede aramamız gerektiğini gösteriyor Klossowski. Bütüncül canavar insan, Tanrı ve kralı tuş ederek yeryüzü sahnesine adım atınca yerleşik düzen de yıkılıyordu. Cüretkârlığın ete kemiğe bürünüşü diye de tanımlayabiliriz olan biteni. Suçla iktidar kuranı yine suç işleyerek; cinayetle aşağı indirmek: Sade’ın devrimi hapsetmeye uğraştığı döngü. KRALSIZ VE TANRI’SIZ YERYÜZÜ Aslında Sade, devrimi bir kısırdöngü olarak görürken çözüm de önerir. Onun için kralsız ve Tanrı’sız bir yeryüzü, ateizmin evlatlarımıza harika bilgi ve becerilerin kazandırılmasının önünü açabilir. Sade’ın sistemi yüze takılan maskeleri çıkarmayı hedefler ve bu nedenle sürekli bir suçlu aramayı ya da suçluyu göstermeyi amaçlar. Özgürlüğünü kaybetmiş insan canavarca refleksler sayesinde özgürlüğünün peşine düşer. En azından bu refleks ona özgürlüğünü yitirdiğini anımsatır. Klossowski’nin koyduğu mimden yola çıkıp suçun zarafeti burada yatıyor diyebiliriz: Sade’a göre “bizi harekete geçiren sefahatin nesnesi değil kötülük fikri.” Yaydığı kötülük nedeniyle Sade için baş suçlu Tanrı’nın üstesinden gelme gücüne sahip kişi olan aşağılık insan da böylece ortalıkta dolanmaya başlar. Zalimlik açığa çıkar ve şiddet halini alır. Klossowski’nin söylediği üzere “meydan okuma da başkalarına yöneltilmiş olur.” İşkence ve acı çektirme Sade için “saf acıya” giden birer durak biçiminde anlaşılabilir böylece. Nihayet acı, “düşmüş bir tinin saflaşmasına izin vererek onun kurtarıcılığını üstlenir.” Klossowski, Sade’ı anlatırken onda hazları masaya koyan ve aynı zamanda tüketen bir adamı bulur. Burada Sade, varoluşçuluğun teryüz edilmiş halinin temsili biraz da. Çelişkileri, cinselliği hep ön planda tutuşu, kompleksleri ve saldırganlığıyla hem merak edilen hem de çekinilen bir tip olarak karşımıza çıkar. Üstelik Sade, bedensiz kişi, kralsız toplum ve Tanrısız insan diyerek önüne geleni yere çalmaya teşne bir “suç” makinesidir beri yandan da. n Komşum Sade/ Pierre Klossowski/ Çeviren: Nihan Çetinkaya/ Ayrıntı Yayınları/ 176 s. C U M H U R İ Y E T K İ T A P S A Y I 1295 11 ARALIK 2014 n SAYFA 15

