Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
senin ömründe göremeyeceği kadar çok çirkeflik ve kötülükle karşılaştı. Ve kimsenin yaşamaya cesaret edemeyeceği bir ömrü yaşadı. Zümrüt Zeybek, Haseki Mahivdevran’ın tutku ve güç mücadelesi içinde geçen yaşamını tarihsel entrikalar ve solan gelecekler çerçevesinde yazıyor. Keşke Kadın Olsam / Aykut Oğut / Doğan Novus / 216 s. Aykut Oğut, bugüne kadar bugüne kadar hep süregelen “Kadınlarla erkekler eşit midir? Eşit olmalı mıdır?” tartışmasından yola çıktığı kitabında kadınlara “Erkeklerle asla eşit olamazsınız! En büyük hatanız bizimle eşit olmaya çalışmak!” diye sesleniyor. Sanmayın ki maço bir tavırla söylüyor bunu zira cümlesinin devamını ve kitabının ana fikrini ise şöyle dile getiriyor: “Çok çabalarsanız eşit olmayı becerebilir misiniz? Elbette becerebilirsiniz ama kendinizden, gücünüzden vazgeçerek becerebilirsiniz bunu! Erkekle eşit olmak için varoluş çıtanızı alçaltmanız, daha aşağı inmeniz gerekiyor. Eşitlik mi istiyorsunuz? Siz bilirsiniz!”. Marksizm ve Sınıflar / Yayına Hazırlayanlar: Sungur Savran, Kurtar Tanyılmaz, E. Ahmet Tonak / Yordam Kitap / 396 s. “Bugüne kadarki bütün toplumların tarihi sınıf mücadelelerinin tarihidir.” Marx ile Engels’in kaleme aldığı Komünist Manifesto’nun bu ünlü cümlesindeki “bugüne kadarki” ibaresi, bazılarınca “postmodern çağ” olarak niteledikleri döneme kadarki anlamına yorumlanmış olacak ki özellikle 1990’lardan, yani Sovyetler Birliği, Çin ve Doğu Avrupa’da kapitalizmin restorasyonunun hızlandığı aşamadan sonra Vitrindekiler sınıf politikasının yerini “kimlik politikası”nın aldığı solda yaygın bir görüş haline geldi. Ama öte yandan, tam da aynı dönemde, burjuvazi neoliberalizm adı altında işçi sınıfına karşı kapitalizmin tarihinde görülen belki de en uzun taarruzu yapıyordu. Durumun tuhaflığı dikkat çekiciydi: Burjuvazi işçi sınıfına saldırıyordu, yani sınıf mücadelesi veriyordu. Aydınlar (sol aydınlar!) ise işçi sınıfına dönmüş, sınıf mücadelesinin önemsiz ya da demode olduğunu telkin ediyorlardı. Bu kitapta yazıları yayınlanan yazarlar kendilerini solda yaygın olan bu modadan uzun zamandır ayırmış insanlar. Uzun yıllardır çalışmalarında sınıf kategorisine merkezi bir yer vermiş, gerek dünya çapında gerekse Türkiye’de toplumun gelişmesini sınıf mücadeleleri temelinde kavramayı kendilerine pusula edinmiş araştırmacılar. Bakire ile Çingene / D. H. Lawrence / Çeviren: Püren Özgören / Everest Yayınları / 120 s. Bir İngiliz taşrası rahibinin duyarlı, uçarı kızı Yvette, dar kalıplar içinde yaşamaktan bunalmış, özgürleşme ve anlam arayışında. Gelgelelim evlerinin yakınlarına kamp kurmuş genç bir Çingene’yle karşılaşmasından duyduğu yoğun heyecan, yerini derin bir çelişkiye bırakır. Yvette, çok geçmeden kendisiyle yüzleşerek ait olduğu toplumun katı kurallarını sorgulayacak, yaşadığı yoğun tutkuyu benimseyerek hem manevi hem de bedensel olarak özgürleşme şansı bulacaktır. D. H. Lawrence’ın (18851930) ölümünden sonra bulunan ve yayımlandığı günden itibaren en sevilen eserleri arasında sayılan Bakire ile Çingene, yazarın şiirsel üslubunun en güzel örneklerinden biri; kısa olmasına rağmen onun ahlak anlayışını, cinselliğe, kadınerkek ilişkisine yaklaşımını adeta billurlaştıran bir roman. Aşkenaz Mizahında GezintilerSavunmanın Son Çaresi: Gülmek... / Robert Schild / Çizimler: İrvin Mandel / Fıkra Çevirileri: Ren Nahmias / Mozaik Yayınları / 275 s. Kutsal Şabat’ı küçük bir Polonya ştetl’inde geçiren seyyar satıcı Schmuel Fragmal, sinagogun kapısında rastladığı şamaş’a takılır: “Sinagogunuz ne kadar da küçük! Cemaatinizin tümü burada Şabat duasına katılamaz ki!”. Şamaş’ın yanıtı ise çok yalındır: “Cemaatimizin tümü Şabat duasına katılsaydı, katılamazdı. Ancak cemaatimizin tümü Şabat duasına katılmadığı için, katılabiliyor...” Ne var ki bu türdeki fıkraların çoğu, kahkaha attıracak cinsten “komik” değildir. Baskıcı ortamlardaki yaşam şartlarını örtebilmek, birazcık hafifletmek ve kitlelere hoşça vakit geçirmek için, hiç de gülünç olmayan toplumsal gerçeklere dayanırlar. Õzetle; Yahudi mizahı zaman zaman rahatsız edici, ancak çoğunlukla uyarıcı olup insanoğlunun içinde bulunduğu çelişkiler ve çıkmazlar hakkındaki üzüntünün dışavurumudur. Aşağıdaki örneğe gelince “Savunmanın son çaresi: Gülmek...” başlığını niye çağrıştırdığı, bu kitabın satırlarında gizlidir. Blaustein akşam eve dönerken aniden önüne çıkan bir yabancı,suratına şiddetli bir tokat patlatır: “Al sana, Grünfeld!..” Yere yuvarlanan Blaustein şaşkınlıkla yanağını tutar, yabancıyı dikkatle süzer, ancak onu tanıyamaz ve az sonra kahkahayı basar.. “Gülecek ne var!” diye haykırır yabancı. “Yediğin tokat az mı geldi?”. “Çok komiksin!” yanıt verir bizimki; “Ben Grünfeld değilim ki!..” n C U M H U R İ Y E T K İ T A P S A Y I 1297 25 ARALIK 2014 n SAYFA 29

