Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
“İstenmeyen ÇocuklarRoboski Katliamını Hatırlamak ve Hatırlatmak” ‘Roboski, yeni bir kırmızı vicdanımız ile karşılaşmamızı sağlayacaktır. “ROBOSKİLİ İÇİN KAÇAK, EKMEK çizgi gayreti’ DEMEK!” Roboskili için “kaçak” ne demek ve ne menem bir “kaçak”, “kaçakçılık” bu? Roboskili için kaçak, ekmeğini kazanma yöntemi. Bu kadar basit. Bunun tabii Türkçe ve Kürtçe çift dilli hazırlanan kitap “İstenmeyen ÇocuklarRoboski Katliamını Hatırlamak ve Hatırlatmak”, Diyarbakır’da taş atan çocuklarla yaptığı röportajları içeren kitabı “Ben Bir Taşım”la tanınan antropolog Müge Tuzcuoğlu tarafından derlendi. KCK davası kapsamında tutuklanarak yedi ay cezaevinde yatan Tuzcuoğlu, 25 Eylül 2012’de dokuz kişi ile birlikte tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. Tuzcuoğlu ile yeni kitabını, acıyı, insanı ve devleti konuştuk. r Gamze AKDEMİR Roboski katliamı nasıl hatırlanıyor, kitlelere nasıl empoze ediliyor? Herhangi bir olayın yaşanmasının ardından; onu aktarmamız, düşünmemiz, anlatmamız ile ilgili her şey, o olayı nasıl hatırladığımız ile ilgilidir. Tüm gerçekleri ve tüm etkenleri ile birlikte hakikati kabul etmek demek, onunla yüzleşmek demektir. Yüzleşme de beraberinde bir süreci gerektirir. Ancak biz bu hatırlama süreçlerine çeşitli önyargıları, önkabulleri, gerekçeleri, bahaneleri ekliyoruz. Bu tabii biz’e, hatırlamamıza yapılan müdahalelerle, manipülasyonlarla ilgili. Roboski de bütün bunlardan payını alan bir olay. “Uçaklar köylüleri bombaladı ama onlar da …” cümlesinin devamına gelen bütün gerekçeler, olayın vahametini sanki hafifletiyor! Bu gerekçelerin çoğunlu ğu iktidarın zihnimizde kurduğu düşünce sistematiğidir. Bir insanın öldürülmesinden, bir kitleye, bir halka, bir kesime yönelik saldırının, katliamın her ne nedenle olursa olsun hiçbir vicdani açıklaması olamazken, bizler, kimi ideolojiler, kimlikler, inanışlar, refleksler nedeniyle bu gerçeği hafızamızda farklı şekillendirebiliyoruz. Roboski de bu gibi önyargılar nedeniyle katliamın ötesinde farklı hatırlamalarla okunabilecek yeni bir Kürt katliamıdır. İşte, İstenmeyen Çocuklar da bu hatırlama sürecine insani ve adil bir katkı yapmayı hedeflemekte. Roboski ile dayanışma amacıyla yeni ve farklı bir hatırlama yöntemi denemesi için tasarladık. Aslında bu kitapta bir yöntem de denemek istedik. Biz, bize yaşatılan birçok süreci genelde acıyarak, gözyaşıyla ve hüzünle hatırlıyoruz. 12 Eylül’ü, öldürülen devrimcileri, idamları, Sivas’ı, Maraş’ı hep ağıtlarımızda yaşatıyoruz. Doğal olarak! Ve bu hatırlamanın da kuşkusuz, yüzleşme ve mücadele sürecinde çok önemli bir yeri var. Ancak yine de bu hatırlamayı farklı şekillendirebilir miyiz? Yani yaşanılan, yaşatılan bunca yoksulluk, vahşet, işkence süreçlerini bile dayanışma, mücadele, destek ve her şeye rağmen biraradalık ile hatırlayabilir miyiz? Bu kitap, böyle bir kaygı da güdüyor. “HEPİMİZ YARALI KURTULANLARIZ!” Kitapta yazılarına yer verilen isimler nasıl belirlendi? Roboski’de bu olayla açığa çıkan çok farklı, çarpıcı insan hayatları var. 28 Aralık merkezinde bir kurgu yaptık ve bu kurgu çerçevesinde, bu konuları, en iyi kim hissederek yazabilir diye düşündük. bölgesel, siyasi, kültürel birçok alt okuması da var. Kitapta ki yazılarda, bunlar çok iyi anlatılıyor.Sınır bölgesinde yaşamayanlar için çok uzak, illegal, tehlikeli, değişik görü 28 Aralık 2011’de, savaş uçakları “kaçağa gitmiş” 34 köylüyü bombalayarak öldürdü. Katliamdan iki gün sonra düzenlenen cenazede binlerce insan yürüdü. Kitap, Roboski katliamı anısına Müge Tuzcuoğlu (yukarıda) tarafından derlendi.. nen bir durum; ancak sınır’lı biri için çok gündelik, olağan, meşru bir şey bu. Ben de sınır bölgesinden biri olarak, sınırın bir ticaret bölgesi de olduğunu çok iyi biliyorum. Tabii bizim orada geçimlik başka alter natifler de var, ancak Roboski’de bu da yok. Yani dağların ardındaki bir köyde, tellerle ayrılmış “karşı” taraf ile ticaret dışında başka bir geçim kaynağın da yok. Yoksa kim mayınları, silahları, telleri katır üstünde aşmayı göze alıp böyle bir yola başvurur ki? Roboski ve sınırın nasıl bir özgül du ruma sahip olduğunu açarsak.. Kitapta Neşe Özgen’in dikkat çek tiği yerden, şu kadarını söyleyebilirim; Roboski herhangi bir katliam, herhangi bir olay değil. Oradaki sınırın yeniden şekillendirilmesi, o bölgedeki Kürtleri yeniden bir hizaya çekme operasyonu, Kürtlere yeni bir gözdağı gibi olarak da İsimler buralardan çıktı. Yani birer konu bakmamız lazım. ile yazarlara gittik. Eğer o yazar, herhan Roboski bir Kürt katliamı olduğu ka gi bir nedenle o konuyu yazamadıysa, o dar aynı zamanda bir sınır olayı da! Yani konuyu başka birine taşımadık. Herkese sınırları ve komşu ülkeleriyle, rejimleriyle özel konular seçtik. Kendi hayat hikaye hiçbir zaman barışamayan Türkiye’nin, siyle bağlantılı olan konulardı bunlar. yeniden sınırlarına yeni bir “kırmızı çiz Dolayısıyla yazarlar Roboski’yi anlatır gi” çekme gayreti! Bu yüzden “operas ken kendi süreçlerine de yeniden döndü yon hatası”, “terorist ile mücadele” gibi ler, yeniden karşılaştılar. Çünkü Roboski refleksler dışında, çok genel bir okumaya aslında bizim de kendimizle yeniden ve sınırdan doğru bakışa ihtiyacımız var, yüzleştiğimiz veya yüzleşmemiz gereken bu olayı anlamak için. bir olay. Roboski katliamı, insanlığın yaşadığı ilk katliam değil! Ve her katliam öldürülenlerin yanında geride kalan herkesi “KÜRTLERİ YALNIZ BIRAKMADIĞIMIZ BİR OLAY ROBOSKİ” de öyle veya böyle etkiler. O yüzden, Katliam nasıl bir dayanışma yarattı? bu kitap aynı zamanda, yaralı kurtulan Roboski, ne Kürtlerin ne de Roboski lar olarak herbirimizin Roboski arka lilerin yaşadığı ilk katliam. Bahsettiğimiz planında kendi toprağımız, dilimiz, köy, daha önceden boşaltılmış, farklı ailemiz, aşiretimiz, dinimiz ve en çok da savaşların içinde kalmış, yoksulluk gibi Kitapta 15 yazar ve aydının yazılarına yer veriliyor. Susmadılar! Susmayacaklar! ÖZGÜR MUMCU: “Sorumluların bulunmaması, öldürülenlerin aşağılanması, tazminatla sus payı verilmeye çalışılması, Roboski’de bugün dahi devam eden baskılar, devletlilerin açıklamaları, kapatılan dosyalar, sonuçsuz komisyon raporları vs. vs. Bunları bir ömür konuşacağız.” ZEYNEP ALTIOK AKATLI: “Bugü nün zalim iktidarı da kötü niyetle, tüm faili meçhulleri ve katliamları siyasi malzeme yapıyor. Bu, zaten gerçeğimiz. Daha ürkütücü olan; kötü niyetli olmasa da kamuoyunda, medyada, köşe başlarında bulunanların duyarsızlığı, aymazlığı!” RAKEL DİNK: Ülkemizde maalesef adalet prangalarla bağlıdır. Önce idrak, ikrar, daha sonra tevbe ve özür olmadığı sürece de bu prangalar çözül meyecektir. Roboski katliamının acılı ailelerine ve gözümüzün önünden hiç gitmeyecek o cenaze konvoyundaki bütün canlara sonsuz sevgi ve saygıyla.” HAYDAR KARATAŞ: “Ve öyle olur ki, bazen bir fotoğraf karesi genel insanlık durumunun bir belgesi haline gelir. Roboski aslında öyle bir şeydir, benim gücüm yetmez o fotoğraf karesini anlatmaya. Ama şunu söyleyeyim, o sadece bir fotoğraf karesinden ibaret değildir, Kürt’ün hikâyesinde bütün anlatıların sonudur. Şöyle oldu, böyle oldu denen her şeye nokta koymuştur. Toplum o fotoğraf karşısında dilsiz kalmıştır.” KADİR BAL: “Hep aynı şeyi soruyo rum: Haydi öldürdünüz. Peki 45 dakika sonra ikinci bombardımanı neden yaptınız? Haydi bombaladınız! Neden kimyasal attınız? Ölen o gencecik çocukların ağızları, burunları yer değiştirmişti. Davos’un kulakları çınlasın ki siz öldürmeyi gerçekten iyi biliyorsunuz?!!! Çocuklarının katledildiği yere bir sene sonra katliamın yıldönümünde karanfil bırakmak isteyen annelere 50 milyar para cezası, bir de 7 yıl hapis de neyin nesi?” SAYFA 16 n 25 ARALIK 2014 C U M H U R İ Y E T K İ T A P S A Y I 1297

