Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
SON ARAŞTIRMALAR Kırmızı ve yeşil domatesin tat farkından bir enzim sorumlu ayrı bir yaşam sürmüş ve sadece insanlarla “iletişim” kurduğu için “konuşmayı” öğrenmişti. Fil aslında sadece taklit ediyor ve bilim insanları bazı kavramları hâlâ anlayamamışlar. Şimdiye dek beş kelime anlaşılmış. Koshik özellikle de seslileri çok güzel taklit edebilirken, ünsüzlerde zorlanıyor. İnsan dilinin temelde iki önemli özelliği var, ses perdesi ve ses rengi diye açıklıyor Viyana Üniversitesi’nden Angela StögerHorwarth. Bunlar, seslerin öğrenilmesinde önemli bir rol oynayan türlerde de görülmekte, hatta çok özel durumlarda türler arasında da. Koshik’in bakıcıları ilk kez Ağustos 2004’te filin insan dilini taklit ettiğini fark etmiş ve altı kelime söylediğini açıklamışlardı. StögerHorwarth ve ekibi bu durumu seslerin ayrıntılı analizlerini yaparak kontrol etmiş. sini üretebilmesine rağmen, yüzde elli daha küçük. Bilim insanlarının bundan sonraki hedefi, yeni kalp pilini bir hastaya aktarabilmek. Kırmızı ve yeşil domates türlerinin farklı tatlarından bir enzimin sorumlu olduğu anlaşıldı. Bilim insanları SICXE 1 olarak isimlendirilen bu enzimin yapı planını tespit etti. Yeni bilgiler sayesinde gelecekte daha lezzetli domatesler üretilebilecek diyor Gainesville Üniversitesi’nde (Florida) Charles Goulet ile çalışan ekip PNAS dergisinde. SICXE 1 enzimi kırmızı domatesi daha lezzetli yapmakla kalmayıp evrimsel gelişimi açısından da yarar sağlamış. Domatesin tadından örneğin şeker, asit ve diğer kimyasal maddeler sorumludur. Kırımızı domatesin yeşil türüne kıyasla niçin daha lezzetli olduğunu öğrenmek isteyen bilim insanları domatese az çok “nahoş” tadı verenin belli başlı esterler olduğunu ve yeşil domatesteki ester oranının önemli ölçüde daha yüksek olduğunu bulmuşlar. Burada söz konusu olan enzim, esteri parçalayan esteraz diyen araştırmacılar kırmızı domateste SICXE 1 bulunduğu için neredeyse hiç ester içermediğini görmüşler. Oysa yeşil domateste bu esteraz yerine kötü tat veren ester bulunuyor. Bilimciler SICXE 1’den sorumlu kalıtımı da buldu, bunun sayesinde gelecekte lezzetli domatesler üretilebilecek. Hayvanlar daha lezzetli olduğu için kırmızı domatesi daha çok yiyor ve dışkılama yoluyla tohumları daha çok yayıyorlar. CBT 1339/ 6 16 Kasım 2012 Güney Kore’deki bir hayvanat bahçesinde yaşayan bir Asya fili, Kore dilini taklit ediyor. Koshik isimli fil hortumunu ağzına sokarak Korelilerce anlaşılan birkaç sözcüğü “telaffuz edebiliyor”. Avusturyalı biyologların açıklamasına göre fil Korece merhaba, oturmak, hayır, yatmak ve iyi kelimelerini “söyleyebiliyor”. Aslında Asya ve Afrika fillerinin insanlar tarafından çıkarılan sesleri, motor gürültüsünü hatta insan dilini taklit ettiklerini anlatan birkaç belge vardır. Güney Kore’deki Everland hayvanat bahçesinde yaşayan filin yeteneğini biyologlar kısa bir süre önce yakından incelediler. Current Biology dergisinde yayımlanan araştırma yazısına göre Koshik gençliğinde birkaç yıl boyu hayvanat bahçesindeki tek fil olduğu için hemcinslerinden tamamen Asya fili Korece “konuşuyor” Kalp pilleri, genelde sekiz yıl değiştirilmeden kullanılabiliyor. Amerikalı bilim insanları şimdi değiştirilmesi gerekmeyen bir alet geliştirdiler. Yeni kalp pili enerjisini kalpten alacak. Los Angeles’ta gerçekleştirilen Amerikan Kalp Birliği konferansında konuşan Michigan Üniversitesi bilim insanı Amin Karami, yeni kalp pilinin insanda henüz denenmediğini açıkladı. Fakat alet teknik olarak işliyor. Teknik, katı elastik cisimlerin biçimlenmesiyle üretilen elektrik gerilimi yani piezoelektrik ilkesine dayanıyor. Karami ve ekibi, ortalama bir kalp atışının göğüste meydana getirdiği titreşimleri “canlandırarak” yeni geliştirilen aletin bu hareketlerle yeterli enerji üretip üretmeyeceğini kontrol etmiş. Ölçümler, kalp pilinin yeterli enerji ürettiğini göstermiş. Yeni alet, güncel kalp pilleri için gerekli olan enerjinin on misli Kalp pili enerjisini kalpten alacak Amerikalı ve Alman bilimciler 900 kadının katılımıyla gerçekleştirdikleri araştırma sonucuna göre kadını en mutlu eden uğraşlar, eşle birlikte olmak, arkadaşlarla vakit geçirmek ve gerginliklerden uzaklaşarak dinlenmek. Kadınların mükemmel günü dakikalara göre ayrıldığında ortaya şu sonuç çıkıyor: 106 dakika “kişisel ilişkiler”, 82 dakika arkadaşlarla vakit geçirmek, 78 dakika dinlenmek, 74 dakika yemek yemek, 73 dakika meditasyon yapmak veya dua etmek. Bunlar mükemmel bir günün en önemli uğraşları. Oysa işe gidip gelme (33 dakika), çalışmak (36 dakika), çocuk bakmak (46), ev işi (47), yemek pişirmek(50) gibi zorunlu uğraşlar listenin en altında yer alıyor. Georgia Teknoloji Enstitüsü’nden Sebastian Pokutta ve Özel Bremen Jacobs Üniversitesi’nden Christian Kroll’un açıklamaları ekonomi Nobel ödüllü Daniel Kahnemann’ın sekiz yıl önce yayımladığı verilere uzanıyor. Kahnemann o tarihlerde “yaşam sevincini” ölçen bir yöntem önermişti. “Day Reconstruction Method” (“Günü yapılandırma metodu”) yönteminde, kişilere günün hangi saatinde ne yaptıkları ve ne derece memnun oldukları sorulur. Pokutta ve Kroll yanıtları şimdi yeniden değerlendirdiler ve buna göre de “mükemmel günü” hesapladılar. Ekonomide olduğu gibi burada da “tatmin teorisi” dikkate alınmış. Bu teori hiçbir etkinliğin uzun bir süre için, en baştaki kadar keyif vermediğini söyler. Liste başında yer Kadınların mükemmel günü alan eşle zaman geçirmek bile tahmine göre herhangi bir zaman sonra can sıkıcı hale gelir ya da en azından daha az mutlu eder. Araştırmacılar ortaya koydukları “mükemmel günün” herhangi birine ait olmadığını gerçekten de kadınların ortalama iş günü olduğunun altını çiziyor. Objektif zaman süresi ve sübjektif memnun olma durumu arasındaki farka göre daha sonra karmaşık matematiksel modellerle ideal gün değerleri hesaplanmış. Sonuçlarda dikkat çekici olan “özel olarak zaman ayrılması gereken” uğraşların daha çok sevilirken, işle ilgili olanların kadınları daha az memnun etmesidir. Biz insanlara neler yapmaları gerektiğini söylemek istemiyoruz. Sadece onların söylediklerine göre “mükemmel günü” hesapladık diyor bilim insanları. Pırıl pırıl bir gecede gökyüzündeki yıldızlara baktığımızda biliriz ki evren ışıkla doludur. Ancak ışıltıların birçoğu kendi galaksimize yani Samanyolumuza aittir. Oysa astronomlar için galaksimiz dışında ne kadar ışığın bulunduğunu bilmek daha önemlidir, nitekim bu sayede evrende kaç yıldızın bulunduğunu hesaplayabilirler. Uluslararası bir ekip şimdi dolaylı bir yöntemin yardımıyla yaklaşık bir sonuca ulaştığını söylüyor Science dergisinde. Doğrudan ölçümler imkânsızdır, çünkü güneş Tüm yıldızların tüm zamanlardaki ışığı NEANDERTAL İNSANI GELİŞKİN ALETLER ÜRETMİŞ Modern insan (Homo sapiens), Neandertal insanına daha gelişkin alet üretiminde yardımcı olmuş. Leipzig MaxPlanck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü’nden JeanJaques Hublin yönetimindeki uluslararası ekip, yaklaşık 40.000 yıl önce Homo sapiens ve Neandertaller arasında kültürel alışverişin bulunduğunu söylüyor (PNAS). 40.00050.000 yıl önce ise Homo sapiens evrim sahnesinde Neandertal insanının önüne geçmiş. Uzmanlar Şatelperoniyen kültürüne ait aletlerin ve takıların Neandertaller tarafından üretildiğine inanıyorlar. Fransa’nın Châtelperron bölgesinde bulunan aletlerin Neandertal insanına mı yoksa Homo sapiens’e mi ait olduğu tartışılmaktaydı. Şatelperoniyen kültürü bir tür geçiş endüstrisidir ve Orta ve Üst Paleolitik arasında yer alır. Şatelperoniyen’den önceki Musteriyen kültürün ise Neandertal insanına ait olduğu kesindir. Şatelperoniyen kültüründeki belirsizliği ortadan kaldırmak isteyen Hublin, ekibiyle birlikte Fransa’daki Grotte du Renne mağarasında Şatelperoniyen aletleriyle birlikte bulunan 40 iyi korunagelmiş kemik örneğini ve bir Neandertal iskeletini incelemiş. Araştırmacılar kemik örneklerindeki kolajeni ayrıştırarak iskeletin yaşını izotop ölçümüyle belirlemiş. Buna göre Neandertal iskeleti yaklaşık olarak 41.500 yıl öncesine ait ki bu da Şatelperoniyen kültür evresinin sonuna denk geliyor. Bilimciler bu yüzden Şatelperoniyen kültürüne ait özenli aletlerin Neandertal tarafından üretildiğini söylüyor. Tarihlendirme sonuçlarından yola çıkarak, Neandertal insanının gelişkin kemik aletlerini ve takıları, modern insanın bu yeni gelenekleri Batı Avrupa’ya getirmesinden sonra üretmeye başladığını düşünüyoruz diyor Hublin. Bu nedenle de bu iki grup arasında kültürel alışverişin yaşandığı varsayılmakta.

