03 Eylül 2026 Perşembe Türkçe Subscribe Login

Catalog

GÜNDEM Ülke Üniversitelerinden Manzaralar ‘Manevi Mirasım Bilim ve Akıldır!’ “Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır... Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve bilimin gelişimini inkâr etmek olur... Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve bilimin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.” Mustafa Kemal Milli Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip’in sorusuna Mustafa Kemal’in yanıtı. Kaynak: İsmet Giritli, Kemalist Devrim ve İdeoloji, İ.Ü. Yayınları Cumhuriyet BİLİM VE TEKNOLOJİ Türkiye’nin Haftalık Bilim Haberleri ve Kültürü Dergisi Sayı: 1339 16 Kasım 2012 İMTİYAZ SAHİBİ Cumhuriyet Vakfı adına Orhan Erinç GENEL YAYIN YÖNETMENİ İbrahim Yıldız YAYIN YÖNETMENİ Orhan Bursalı SORUMLU MÜDÜR Miyase İlknur GÖRSEL YÖNETMEN Tüles Hasdemir “Sağlık” sayfası VKV Amerikan Hastanesi’nin, “Bilim Kültür ve Eğitim” sayfası İstanbul Kültür Üniversitesi’nin ve arka sayfa konuları ‘Atılım Üniversitesi’nin katkıları ile hazırlanmıştır. YAYIMLAYAN Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık A.Ş. İDARE MERKEZİ VE YAZIŞMA ADRESİ Prof. Nurettin Mazhar Öktel Sokak No: 2 34382 Şişli İstanbul Tel: 0212 343 72 74 Faks: 0212 343 72 64 CBT 1339/ 2 16 Kasım 2012 CUMHURİYET REKLAM Tel: 0212.2519874/3437274 Yerel Süreli Yayın BASKI DPC Doğan Medya Tesisleri Hoşdere Yolu 34850 Esenyurt/İstanbul Üniversitelerdeki büyük yapısal değişimlerin yönlerini görebilmek için, üniversiteyi yönetenlerden bazılarının kendilerini tutamayıp dışa vurdukları (veya ağızlarından kaçırdıkları) sözlere bakmak yeterlidir. Büyük çoğunluk çekeceği şimşekleri düşünerek henüz susuyor! Geçen hafta iki üniversite yöneticisini gördük. Bunlardan biri Prof. Dr. Nevzat Tarhan Üsküdar Üniversitesi diye bir kurumun kurucu rektörü imiş. Askeri kökenli Tarhan TV’lerde iktidar ve ortaklarının, “pisikiyatrik açıdan” her zaman savunuculuğunu yapmakla tanınıyor. Bu “üniversite” neyin nesi kimin fesi doğrusu merak etmiyorum, ama kurucu rektörü, kimlerin kurumu olduğunu göstermekte.. Şimdi bunlara boşverelim de Tarhan ne demiş ona bakalım. Bir kaç gün önceki Cumhuriyet’ten özetliyorum. Tarhan bu açıklamayı, Marmara Üniversitesi ilahiyat Fakültesi öğrencilerinin oluşturduğu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Eğitim Kulübü Başkanı ve yönetim kurulu üyelerinin, makamlarında kendilerini ziyareti esnasında yapmış: “İnternet, kıyamet alâmetleri arasında sayılan Dabbetül Arz olabilir. İslam dünyası henüz bu alâmet üzerinde görü birliğine varmış değil. Dabbetül Arz yerde debelenen bir canlıdır, internet de fiber optik altyapısı ile sinizoidal dalga frekansı ile çalışması nedeniyle debelenen bir görünüm sergiliyor. İnternet, Dabbetül Arz gibi iyiye veya kötüye hizmet edebilir, iyi insan yetiştirmeyi amaçlayanların interneti bu amaçla uygulamaları dini bir vecibe zorunluluktur...” Gördünüz mü, bir üniversite kurucu rektör üniversitesini hangi temeller üzerinde inşa ediyor! Öğrencilerine neleri nasıl öğretecek dersiniz? Vakıf üniversitelerinden bir kesimin yapılanması tamamen bu temelde gelişiyor anlaşılan.. *** İkinci yönetici örneği, bir devlet üniversitesi dekanı. Kırklareli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı ve felsefe profesörü Prof. Dr. Teoman Duralı, iktidara yakınlığıyla bilinen Haber7’ye yaptığı açıklamada üniversitelerin medrese olmasını istiyor: “İmam hatiplerin müfredatı genelleştirilip tüm okullara uygulanmalı.. Neden üniversite adını veriyoruz, adını medrese koyalım, Fakültelerin isimleri de mektep olsun.. Bir tarafta üniversite diğer tarafta medrese ayrımı çok tehlikeli. Bu ülkenin bölünmüşlüğüne son vermek lazım artık...” Bu güzide mi güzide felsefe profesörü bir kılıç darbesiyle bakın eğitim meselesini nasıl çözüyor: “Şimdiye kadar bu din eğitimini yasaklamak suretiyle sağlanıyordu, şimdi de din ile dünyayı birleştirmek zorundayız. İmam hatiplerin müfredatının genelleştirilip tüm okullara uygulanması gerektiğini savunmuşumdur hep, en başta da askeri okullara. Disiplin, hayatın her alanında gereken bir şey. Askerlik dış disiplinle veriliyor. Din iç disiplini sağlıyor. İç disiplin olmadan dış disiplin bir kabuktur. Müslümanlar da iç disiplin var ama dış disiplinden yoksun. Dış disiplin olmadığı için hercümerç haldeyiz. Müslüman olmayana kendi dininde ders verilir, Alevi vatandaşa da özel müfredat hazırlanır. Ama şart olan şey yetişenin din bilgisiyle donanmış olmasıdır. Bu sadece dindar yetiştirme babında değil, dinsiz olacaksa da niye dinsiz olduğunu bilsin.” Hadi bakalım... Kimbilir daha neler var neler.. *** Melih Aşık (Milliyet) Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’na Başbakan ve Cumhurbaşkanınca yapılan atamaları gündeme taşıdı. Bu atamalar da baştan sona garip ve kurumun doğasına tamamen aykırı. Melih Aşık’ı okuyalım: “Atatürk Kültür, Dil Ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanlığı’na Profesör Derya Örs atandı Görevi nedir bu kurumun? Anayasa’nın 134. maddesi: “Atatürkçü düşünceyi, Atatürk ilke ve inkılâplarını, Türk kültürünü, Türk tarihini ve Türk dilini bilimsel yoldan araştırmak, tanıtmak ve yaymak...” Başbakanlığa bağlı bu kurum; Atatürk Araştırma Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu ve Atatürk Kültür Merkezi’nden oluşuyor... Atatürk’ün vasiyetnamesinde belirtilen kaynaklarla besleniyor. Peki kurumun başına atanan Sayın Derya Örs’ün.. üniversitenin birinci sınıfından itibaren ilgilendiği konuları, çalışmalarını, uğraşlarını gözden geçirdik. Atatürk, Türk tarihi, Türk dili ile en küçük ilgisini göremedik.. Ankara Üniversitesi Fars Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirmiş. Kendi özgeçmişinde araştırma ve çalışma alanları: “Klasik ve Modern Fars Dili ve Edebiyatı; Yazma Eserler; Mevlana ve Eserleri” olarak belirtiliyor... Üyelikleri: Türkiye Yazarlar Birliği ve Mevlana Araştırmaları Derneği..” Melih Aşık sürdürüyor: “Yüksek Kurum 4 birimden oluşuyor... Bunlar Atatürk Araştırma Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu ve Atatürk Kültür Merkezi.. Bu birimlerden Atatürk Araştırma Merkezi’nin başına da geçen ay yine Atatürk’le ilgili hiçbir çalışması bulunmayan bir isim getirildi: Mehmet Ali Beyhan... Beyhan’ın özgeçmişi Atatürk Araştırma Merkezi’nin internet sitesinde Sayın profesörün kitapları, makaleleri, bilimsel çalışmaları sıralanmış orada... Atatürk adına tek bir araştırması, tek bir makalesi, tek satırlık yazısı yok. Görev tanıtımı şöyle: “Halen İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde profesör olarak görev yapan Beyhan, Osmanlıca, Yakınçağ Osmanlı Tarihi Metinleri ve Yakınçağ Osmanlı Tarihi Kaynakları üzerine dersler vermektedir...” Bu arada 2. Abdülhamit’le ilgili çalışmalar yapmış... Yüksek Kurum, adı üstünde, Atatürk, dilimiz ve tarihimizle ilgili ciddi bilimsel araştırmalar yapmakla yükümlüdür... Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın imzalarıyla yapılan bu iki atamada ne ciddiyet, ne iyi niyet gözleniyor. Amacın ne olduğu da açıkça seziliyor...” *** Şimdi bu iktidarın üniversite ve yüksek kurumlara atamalarına bakınca, kültürel olarak nasıl berbat bir ortam yaratmaya çalıştıklarını net olarak görüyoruz. Yazık ki yazık.. Buradan bir şey çıkmaz.. Gelecek Cumaya kadar bakalım neler olacak!
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear